Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

Bu yazımda Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi başlığı altında, Giovanni  Arnolfini ve Karısı Giovanna Cenami ya da daha çok bilinen adıyla Arnolfini ’nin Evlenmesi (Arnolfini’ nin Düğünü) tablosunun ayrıntılarına yer vereceğiz. Resimdeki ayrıntıları inceledikçe bu eserin ne denli güzide bir eser olduğunu hep beraber fark edeceğiz.

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

 

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

 

Bu ünlü ve tartışmalı resim, Jan van Eyck tarafından kendi yöntemleriyle 1434 ’te yapılmıştır. Ve bu yöntem resim sanatında çok şey değiştirmiştir. Bu yöntemden yazımızın ilerleyen bölümünde bahsedeceğiz.

Jan van Eyck ve diğer bazı ressamların resimlerini nasıl tanıyabiliriz ? Bu konuda bilgi sahibi olmak için Caravaggio, Degas, Rembrandt, Monet, Renoir Resimlerini Nasıl Tanırız? başlıklı yazımı inceleyebilirsiniz.

Bu esrarengiz resim hakkında çok şey söylendiği ve farklı fikirler olduğu halde, aslına bakılırsa temsil edilen insanların ve tabloda ne yaparken resmedildikleri hakkında çok kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Tablo hakkındaki  genel kanı mantık olarak, olma ihtimali en yüksek olasılık olan bir evlenme töreninin resmedildiğidir.

Resim evli bir çiftin betimlenmesi olarak görülecektir ve evlenenler yüksek ihtimalle tablonun tam adında olduğu gibi  Giovanni  Arnolfini ve Karısı Giovanna Cenami olduğu düşünülmektedir. Ama bu teoriye göre Giovanni ‘nin karısının 1433 ölmesi ve bu ikili portrenin 1434 resimlenmesi arasında ikinci kez evlenmiş olması gerekir. Olma olasılığı yüksek ama kanıtlanamamış bu teori gerçeğe yakındır.

Eserinde ki bu gizem adeta Jan van Eyck ’ın hayatından yansımıştır.

Jan van Eyck neredeyse bütün eserlerini imza ve tarihle sonlandırmış olmasına rağmen doğum tarihini ve nerede doğduğunu tam olarak bilememekteyiz.

1422 yılı öncesine ait ise yok denecek kadar az bir bilgiye sahibiz. Bu tarihte Jan van Eyck, Flemenk kontu için çalışan bir sanatçı olarak ilk kez belgelerde yer almıştır.

Gerçekçi temsil için perspektif ve kısaltım kurallarına sıkı sıkıya bağlı, insan anatomisini elinden geldiğince iyi yansıtmaya çalışan çağdaşı Floransalılardan farklı bir yol belirledi.

Jan van Eyck, bilimsel optik kullanması ve yarattığı minik detaylar sayesinde doğal yanılsamalar elde ederek  farklı bir yol izlemiştir. Form ve espas anlayışına bu yolla ulaşmayı başarmıştır. Aslında onun özgün üslubu ve yöntemi,  geliştirdiği yağlıboya ve cila teknikleri sayesinde oluştu.

Jan van Eyck kılı kırk yaran çalışma stili, eserlerinde şaşırtıcı bir gerçeklikle sonuçlanmıştır; birçok bakımdan üstün bir sanat sergileyen Jan van Eyck’ın eserlerinde eleştirilecek bir yön varsa o da duygu ve dramanın eksik kalması denebilir.

Şimdi bu gizemli tablonun ayrıntılarına bakalım isterseniz.

 

Yumurtadan Boya Olur Mu?

O dönemlerde sanatçılar renkleri kullanırken bitkiler ya da minerallerden kendi boyalarını yapmak zorundaydılar; bu çok meşakkatli bir işti ve istenen macun kıvamına ulaşmak için sıvı maddelerle karıştırmak gerekiyordu.

Bağlayıcı sıvı madde olarak genellikle yumurta kullanılırdı. Bu stilde yapılan malzemeye ‘tempara’ denirdi. Bu maddeden yapılan boyaların çabuk kuruması dezavantajdı; resmin üzerinde düzeltme ve değişiklik yapmayı kısacası resme müdahale etmeyi zorlaştırıyordu.

Yumurta yerine yağ kullanması Jan van Eyck ’ın daha yavaş ve hatasız çalışması için avantaj sağlıyordu. Çünkü içinde yağ olan boya maddesi daha geç kuruyordu. Yağlı boyanın ince sürülebilir bir madde olması kuru boyanın üzerine işlem yaparak resimde katmanlar oluşturmaya imkan sağlıyordu. Böylece ışık yansımaları, figürler üzerindeki ışıltı, parıltı ayrıntıları eserlere daha çarpıcı biçimde yansıtılmaya başladı. Yağın akışkan olması “görünmez” fırça darbelerine imkan vererek mükemmel pürüzsüz yüzeyle ortaya çıkmasını sağladı.

Bu günümüz izleyicileri için büyüleyici ve sır dolu gibi görünen resim, ressamın çağdaşları zamanında izlemesi gayet eğlenceli anlaması gayet basit bir eserdi şüphesiz. Ön tarafın dar alanla sınırlanması nedeniyle eserin iki ana figürü olduğundan daha büyük resmedilmiştir. Buna rağmen ressam bu dar alana birçok sembol ve objeyi başarıyla yerleştirmeyi başarmıştır.

 

Modayı Takip Kadınlar İçin Her Dönem Vazgeçilmez

Kadın figürü bilhassa gösterişli görünmektedir. Resimde ki bu figürün hamile olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Son zamanlarda yapılan araştırmalar o dönemde  kadınların özel törenlerde giydiği kıyafetlerin aşağı yukarı bu resimde ortaya konan kıyafete yakın olduğunu gösteriyor. Yani resimde ki kadın figürü o günün modasını yakından takip eden biri.

Şimdi gelelim bu eserin beni en çok etkileyen bölümüne;

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

Tablodaki Dış Bükey Aynanın Ayrıntılı Görünümü

 

Çiftin arkasında duvarda dışbükey bir ayna bulunur. Dışbükey ayna arkamıza bakan bir göz gibidir adeta. Aynada ki yansımada biri ressamın bizzat kendisi olan iki insan görünmektedir. Onar aslında resmi izleyen insanları temsil ederler. Aynanın resme oranla büyüklüğüne bakılınca bu dışbükey aynada ortaya konan ustalığa hayran kalmamak elde değildir.

Aynanın çerçevesinde ki ayrıntılar ise gerçekten göz alıcı…

 

Jan van Eyck: Ben De Buradayım

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

Johannes de Eyck fuit hic 1434’  yani  Jan van Eyck Buradaydı 1434

 

Çerçevede bulunan on adet çıkıntının her biri, bir tual gibi kullanılmış ve Hz İsa’nın hayatı anlatılmıştır. Ayna çerçevesinin hemen üzerinde bulunan yazıda Latince ‘Johannes de eyck fuit hic 1434’ yani Jan van Eyck bradaydı 1434 yazar.

Gündüz olduğu halde çiftin üzerinde ki avizede yanan mum İsa ’nın mevcudiyetinin simgesidir. Fakat aslında insan hayatının da bir muma benzeterek, hayatın geçiciliğini simgeler.

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi - Tablodaki Avize Ayrıntısı

Tablodaki Avize Ayrıntısı

 

Pencerenin görülen portakallar ise o dönemde çok nadir bulunan meyveler olduğu için zenginlik sembolüdür. Ayrıca figürlerin giydiği kürklü ve gösterişli kıyafetler, halının detaylı güzelliği ve zengin kumaşlar bu durumu desteklemektedir.

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

Azize Margaret’in Oyulmuş Heykelciği

 

Odada bulunan neredeyse her şey bir şeyleri simgeler; süpürge temizliği, çiftin arasından erkek figüre yakın olan dua tespihi damadın kabul işareti olarak algılanırken, gelinin başını hafifçe öne eğmesi ve geline yakın tarafta görünen yatak başlığı- ki bu doğumun koruyucu azizesi olarak bilinen Azize Margaret ’in oyulmuş heykelciğidir- doğacak bir çocukla beraber mutlu bir evliliğin habercisidir. Ayrıca Azize Margaret bizim hemşehrimiz kendisi Antakya‘lı.

Resimde temel öğelerden biri de çiftin ortasında mutlu bir şekilde duran köpektir. Köpeklere sanat içerisinde birçok özellik atfedilmiştir. Köpekler sevgi ve sadakatin metaforu olarak sıkça kullanılmıştır.

 

Jan van Eyck : Arnolfini’nin Evlenmesi

Tablodaki Köpek Ayrıntısı

 

Bu kadar ayrıntıyı ve güzelliğin sadece 82cm X 60cm ölçülerine sığması gerçekten inanılmaz.

Resmin orjinali şu anda Londra’da ki National Gallery’ de bulunmaktadır.

İlk bakışta çok güzel görünmeyen bu tablo da ayrıntıyı görmek ve o dönemin yaşantısına dair biraz bilgi sahibi olmakla tabloda ki anlamın ne kadar derinleşebileceğine hayret etmemek mümkün değil. Zaten bu eserleri çekici kılan da bu unsurlardır şüphesiz.

 

İşten, okuldan arta kalan kıt zamanınızda, sosyal medyada gezinen gerekli, gereksiz bu kadar popüler kültür malzemesi arasında sanat, felsefe ve edebiyata zaman ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için sizi ayakta alkışlıyor ve teşekkür ediyorum.

Hürmetler. Esenlikler dilerim.

 

Yorum yapmak ister misiniz ?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.