Edouard Manet Kimdir? (1832 – 1883)

Degas ’nın atölyesinde romantik Fransız okuluna bağlı bir sanatçının büyük boy bir tablosu vardır. Bu tablo tanrılar tanrısı Jüpiter ’in etrafına şimşekler saçtığını gösteren bu dev resmin yanında Edouard Manet ’in eskiz bile denemeyecek küçük bir karalaması vardır. Yamuk yumuk küçük bir armuttur bu karalama.

Ziyarete gelen bir dostu Degas ’a bu dev eserin yanında bu garip şekilli armudun ne aradığını sorar.

Edgar Degas ise şu cevabı verir: “İyi yapıldığı takdirde küçücük bir armudun, koskoca bir tanrıyı nasıl öldürebileceğini ispat için astım, dostum.”

Salonların, konuları tarihin derinliklerinden veya mitolojiden alınmış dev boyutlu resimlerle süslendiği bir çağda, bir armudun bu kadar aşağılanması çok doğaldır. O devrin sanat anlayışı ağırlığı eserin içerik yönüne vermişti. Konu ne kadar karmaşık ve girift olursa o kadar beğeniliyor, ilgi görüyordu. Böyle bir devirde tabi ki etrafa şimşekler savuran bir tanrı figürü yanında armuda kimse dönüp bakmazdı.

Olgunluğunun zirvesine çok hızlı bir biçimde ulaşmış olan 19. yüzyıl toplumu, aynı hızla çürümeye başlamıştı ve bu çürüme ister istemez sanatçıları yeni yollar aramaya sevk ediyordu. Ama koskoca tanrının bir yamuk yumuk armut tarafından alt edilmesi kolay olmadı. Uzun yıllar süren bir mücadele sonunda açılmış bu yeni ufuk, sanat dünyasına bir süreliğine hakim oldu.

Bu savaşın kahramanlarından çoğu zaferlerini göremeden bu dünyaya veda ettiler. İşte bu modern resim sanatına yön veren bu insanlardan biri de Edouard Manet idi.

Edouard Manet Kimdir?

 

Bir Sanat Devrimcisi

Edouard Manet  23 Ocak 1832 ’de Paris ’te hali vakti yerinde bir ailenin üç oğlundan en büyüğüydü. Babası adalet bakanlığında yüksek bir memur, annesi ise sonradan İsveç Kralı olan Bernadotte ’un yakın bir dostu olan hariciyeci Fournier ’nin kızı idi. Manet ailesini, 19. Yüzyıl orta halli Fransız ailesinin güzel bir örneği olarak görebiliriz.

Edouard çocukluğunda en iyi okullara gitti, babası onun hukuk eğitimi alıp kendisi gibi ağırbaşlı bir devlet memuru olmasını istiyordu. Fakat Edouard babasının yönlendirmesine hiç uymadı. Gittiği kalbur üstü okullarda aldığı derslerle çok fazla ilgilenmiyordu Edouard Manet . Matematik dersinde gizli gizli resimler çiziyordu.  Böylece aldığı her karne, ağırbaşlı devlet memuru olan babası için bir hayal kırıklığıydı.

Derslerde başarılı olamayan Edouard Manet , ailesi tarafından bu kez de deniz subayı olması yolunda telkin gördü. Deniz okulu  sınavlarında başarılı olamayan Edouard Manet  ikinci kez şansını denemek istedi fakat bunun için gemide staj yapması gerekiyordu. Staj esnasında gemiyle Rio de Janerio gidip geldi. Yaptığı bu uzun seyahatte Edouard Manet ’e sınavları geçmesi için yardımcı olamadı.

Ve sonunda anlaşıldı ki Edouard aşık olduğu resim dışında başka bir şeyi yapmaya niyetli değildi. Durum anlaşıldığında 1850 yılının başlarında ailenin aldığı ikinci bir kararla ressam Couture ’ün atölyesinde çalışmaya başladı.

Edouard Manet ile ustası Couture ’nin yıldızı hiç barışmadı. Birbirlerinden nefret ediyorlardı ve her ikisi de bu nefretlerinde çok haklıydılar. Couture son derece yetenekli biriydi ama resimleri Manet ’in nefret ettiği kalıplar içindeydi ve bu kalıplar Couture ’nin sanat adına tek doğrusuydu.

Aslında Manet için en büyük okul Louvre Müzesi idi. Haftanın belirli günleri Louvre Müzesine gidip Tiziano ve Velazquez tabloları karşısında çalışırdı.

 

Yeni Üslup Yeni Akım

Manet ’in tekniğinde bir şey göze çarpıyordu. Manet hep açık renkler ve basit çizgilerle çalışıyor lüzumsuz gördüğü çoğu teferruatı atıyordu. Bir konuyu ele aldığı zaman kafasına estiğinde onu yarım bırakıp önüne yeni bir tuval alıp onda çalışmaya başlıyordu. Mesela bir portreyi yirmi farklı şekilde çiziyordu.

Ortaya koyduğu eserlerin yeterince kıymet görmediğini düşünen Manet, Paris şehrinin içerisinde kaynayan büyük cevher için pek uygun olmadığını düşünerek Avrupa ’nın daha sıcak bir ülkesi olan İspanya ’nın yolunun tutar burada Toledo, Madrid, Valladolid gibi tarihi şehirleri gezer. Müzeleri ve özel koleksiyonları inceler.

İspanyol kültüründen çok etkilenir bazı eserlerinde Goya ve Velazquez ’in etkisi yadsınamayacak şekilde hissedilir. İspanyol kültürüne ait giyim tarzını bazı resimlerinde kullanmıştır.

Özetle genç Manet resim eğitiminin daha başlangıcından hatırı sayılır bir bağımsızlık gösterdi. Neyin resmini yapıp neyin yapmayacağına o karar verirdi. Akademinin sevdiği konuları, İncil başta olmak üzere mitolojik ve tarihten büyük konuları yapmayı reddediyordu.

O modern hayatı resimlemek istiyordu. O operadan çıkmış, pikniğe giden insanları, flörtleşen sıradan çiftleri resmetmek istiyordu.

Manet ’in bir kenara atmadığı şey ise, resim geleneği idi. Pek çok empresyonist geçmişle bağlantısı tamamen koparırken o Michelangelo ve Raffaello ile bağlantısını kopartmamıştı. Manet onlara saygı duyuyor yaptığı resimlerde onların kompozisyonlarını kullanarak ustalara selam çakıyordu.

Mesela ilk şaheseri sayılan Le Dejeuner sur I’herbe \ Kırda Öğle Yemeği. İki adam çıplak bir kadınla ormanda bir açıklıkta otururken gösteren eser, doğrudan doğruya Raffaello ’nun İki Nehir Tanrısı ve Bir Su Perisi ‘ni gösteren çizimden alıntı yapar.

 

Le Dejeuner sur I’herbe \ Kırda Öğle Yemeği - Edouard Manet

Le Dejeuner sur I’herbe \ Kırda Öğle Yemeği

 

Akademi’nin Salonu

Ve bu tabloyu o sıralar başarının tek anahtarı olan Akademinin desteklediği ‘Salon’ a sundu. Resim seçilir ve sergilenirse siparişlerin ardı arkası gelmezdi fakat beğenilmez de eleştiri alırsa meslek hayatın bitebilirdi. 1863 yılında Salon kabul ettiği değil reddettiği resimlerle tarihe geçti.

Üç bine yakın eser reddetti. Reddedilen resimlerden başka bir sergi kurulmasına karar verildi ve bu resim sanatının zirvelerinden biri sayılan bu resim de burada sergilendi. Bu sergi Akademinin salonuna alternatif olarak açıldı.

Bu alternatif salon resme meraklı kalabalıklarla doldu taştı. Bu kalabalığın aklında tek bir soru vardı ‘Bu ressamlar yetenekli mi yoksa sıradan mı ? Ve bu kalabalık bu salondaki resimlerin ‘sıradan’ olduğuna karar verdi.

Bu alternatif salonda bu eserlerle yüksek sesle dalga geçilip, kahkahalar atıldı. Eleştirmenler özellikle eleştirmek için seçtiği eser tahmin edin hangisiydi. Tabi ki Kırda Öğle Yemeği.

 

Asla Pes Etme

Peki bu bir nevi kulak çekme girişimi Edouard Manet ’i durdurdu mu ? Tabi ki hayır. Yavaşlatmadı bile. Ressam vakit kaybetmeden Olympia üzerinde çalışmaya başladı. Olympia bir nevi Kırda Öğle Yemeği eserinin ileri sürümü idi.

Hayret verici bir şekilde bu eser 1865 yılında Salon ’a kabul edildi fakat yine eleştirmenlerin gazabından kurtulamadı. Eserin pornografik olduğunu düşünüyorlardı. Genç kızların ve kadınların resmi görmelerini sakıncalı buldular.

Manet hiç değilse diğer ressamlardan sempati toplamıştı. 1860’ların sonunda içlerinde Edgar Degas, Claude Monet, Pierre-Auguste Renoir  bulunduğu bir grup yenilikçi ressam, düzenli olarak bir kafede toplanıyordu. Manet cana yakın, sevecen kişiliği ile grubun gözdelerindendi.

Nü Mü, Çıplak Mı?

Edouard Manet ’in Olympia ’sının sorunu, çıplak olmasıydı. Dikkatinizi çekeriz ‘’ olması değil ‘çıplak’ olması. Nü olsa sorun olmazdı. Öyleyse aradaki fark nedir? Nülerin giyecek giysileri yoktur. Cennet bahçesinde Adem ve Havva gibi; ‘nü ‘ler ayıp nedir bilmezler, bu yüzden de onlar cinsel arzu nesneleri değil, ebedi ideallerin fiziksel temsilleridir. Öte yandan ‘çıplak’ giysilerin bilinçli olarak çıkartıldığını ifade eder. Demek ki Olympia kesinlikle çıplaktır.

 

Edouard Manet - Olympia

Edouard Manet – Olympia

 

‘Başkalarını gülünç duruma düşürmekle şöhret yapacaklarını sanan günümüzün bazı genç züppeleri, Edouard Manet gibi bir insanın serseri ve şarlatan gibi göstermekten çekinmiyorlar. Oysa bu adam değeri çok yakında anlaşılacak bir dâhidir.’

Emile ZOLA

 

Yukarıda adını saydığımız ressamların sanatsal girişimi 1870 yılında Fransa ’nın Prusya ’ya savaş ilan etmesiyle sekteye uğradı. Fransa savaşı kaybedince Paris ’te kıtlık baş gösterdi. Manet ailesini tehlikeden uzaklaştırdı ve Ulusal Muhafızlar ’a katılmaya gönüllü oldu.

Manet hemen hemen kırk yaşındaydı ve neredeyse yirmi yıldır profesyonel ressamdı. Neredeyse hiç resim satamamıştı ve bu durumdayken geleneksel resme karşı çıkmak zordu.

Bunu değiştiren isim ise Paul Duran-Ruel oldu. Manet ’in stüdyosuna geldi ve tüm tuvalleri topladı ve Manet ’in birçok resmini sattı. Manet ’in hep takıldığı kafenin kırmızı yüzlü gözleri parlayan bir müdavimini gösteren portresi ’Le Bon Bock’ 1873 yılında salonun yıldızı oldu.

Bu yüzden 1874 ’te diğer ressamların açtığı salon sergisine katılmayı reddetti. Ve ‘Akademi ’nin Salonunun’ anlayışını değiştirmek istediğini bildirdi.

Edouard Manet - Le Bon Bock

Edouard Manet – Le Bon Bock

 

1870 yılında Manet sık sık bacaklarında uyuşma ve ağrı çekiyordu. Bu belirtileri romatizma diye ciddiye almıyordu ama bir süre sonra fark edildi ki hastalık frenginin son aşamasıydı. Hastalıkla elinden geldiğince mücadele eden Manet , bir yandan da sanat hayatının en büyük eserlerini veriyordu. A Bar at Folies-Bergere / Folies-Bergere ’de Bir Bar eseri bu dönemde yapıldı. Bir aynadan tüm bir barın resmedildiği eser, sanat açısından çok değerlidir.

 

Edouard Manet - A Bar at Folies-Bergere / Folies-Bergere’ de Bir Bar

Edouard Manet – A Bar at Folies-Bergere / Folies-Bergere’ de Bir Bar

 

1883 ’te Manet ‘e Fransa ’nın en büyük sivil ödülü olan Legion d’Honneur verildi. Uzun zamandan beri hak ettiği ödülü tam zamanında aldı çünkü Manet ’in 1884 yılında hastalığı ağırlaştı ve sol bacağı kangren oldu. Bacağının kesilmesinden 11 gün sonra hayatını kaybetti.

 

Bir Düello

Hikaye gerçekten çok garip,  bu kadar öncü insanların, sanatta devrim yapan insanların toplumsal geleneklerden bir türlü kurtulamadıklarının bir göstergesi bence.

1870 yılında bütün eleştirmenler ve basının  aşırı yüklenmesine alışkın olan Manet eski arkadaşı olan Edmond Duranty ’nin neredeyse haddi aşan eleştirisinden sonra onunla bir barda karşılaştı ve onu tokatlayarak kefaret olarak düello teklif etti. Bu teklifi kabul eden Edmond Duranty ile ormanlık bir alanda ikisinin de acemi olduğu silahları seçip düello yaptılar.

Bu silah kılıçtı. İki acemi silahşör kullanamadıkları kılıçlarla acemice birbirlerini hırpaladıktan sonra sonuca ulaşmayan düello el sıkışarak sonlandı.

 

 

İşten, okuldan arta kalan kıt zamanınızda, sosyal medyada gezinen gerekli, gereksiz bu kadar popüler kültür malzemesi arasında sanat, felsefe ve edebiyata zaman ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için sizi ayakta alkışlıyor ve teşekkür ediyorum.

Hürmetler. Esenlikler dilerim.

Yorum yapmak ister misiniz ?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.