Orhan Veli’nin Hayatı ve Şiirleri

İstanbul’da Boğaziçi’nde
Bir garip Orhan Veli ‘yim
Veli’nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim.

Bir garip adam. Veli’nin oğlu Orhan Veli

Orhan Veli Kanık; şiirimize yeni ve cesur bir soluk getiren şair.

 

 

Orhan Veli Kanık Kimdir?

 

Orhan Veli’nin Hayatı

Cumhurbaşkanlığı Armoni Orkestrası şeflerinden klarnetist Veli Kanık’ın büyük oğlu Orhan Veli, 13 Nisan 1914 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. İlk öğrenimini Galatasaray’da orta öğrenimini babasının Ankara’da ki görevi nedeniyle Ankara Lisesinde tamamlamıştır.

Bir süre (1933 – 1935) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne devam etti. Sonrasını Orhan Veli’nin kendi cümleleriyle öğrenelim.

 

” Fakülteyi bitiremedim. Bazı memuriyetlerde bulundum, Muallim muavinliği yaptım. PTT ‘de çalıştım. Tercüme bürosunda da çalıştım. 1941 – 1944 yılları arasında askerlik yaptım. Şairlik ile memurluğun bağdaşmayacağını gördüm. Şairliği tercih ettim. Mizacım beni buna mecbur etti.

Her devrede zamanımızın bütün sanatkarlarıyla tanışmalarım olmuştur. Nahit Sırrı’nın ısrarı üzerine ilk şiirlerimizi arkadaşlarımızla beraber Varlık dergisine verdik. Edebiyat merakım ilk mektepten başladı. Ufak yaşta tarih edebiyat kitapları okurdum. Yaşıma göre hayli ağır olan bu eserlerin de edebiyata hevesim üzerine bir tesiri olmuş olabilir.

Sonra şiir çalışmalarımın gelişmesinde çok tesirli olan iki arkadaşımdan Oktay Rıfat’ı yedinci sınıfta tanıdım. Melih Cevdet’le arkadaşlığımız bir iki sene sonra başlar. O tarihten sonra bu iki arkadaşımla aynı meseleler üzerine düşündük, konuştuk. Bu arkadaşlık mektepten sonra da devam etti

Şiir tarzlarımız arasında ki yakınlık da, bu münasebetin yakınlığından olsa gerektir. 1936’da Melih Belçika’da idi. Oktay ile sürrealistleri okuyorduk. Melih’le irtibatımızı kesmemiştik. Şiirimiz muhtelif merhalelerden geçmiştir.””

 

1947’de Tercüme bürosundan ayrılan Orhan Veli “Yaprak” dergisini çıkarır (1 Ocak 1949 – 15 Haziran 1950 ) toplamda 28 sayı çıkmıştır. Orhan Veli’nin ölümü üzerine arkadaşları tarafından çıkarılan son sayı “Son Yaprak” adını taşımaktadır. Şimdi bu dergide arkadaşlarının Orhan Veli ile ilgili yazdıklarına bir göz atalım.

 

İlginizi Çekebilir: Cemal Süreya’nın Papirüs Dergisinin Çıkış Öyküsünü Öğrenmek İster Misiniz?

 

” 1937 – 1938 yıllarının Orhan Veli’si artık çok geride kalmıştı. Günden güne üstü başı fakirleşiyor ama işine, uğraşına olan saygısı artıyordu. Şiiri ile olduğu gibi yazısı ile de geriliğin amansız düşmanı kesilmişti. Dergiyi çıkarmak için tek serveti olan, sevdiği birkaç yağlı boya resmi satarak, yemekten giymekten geçerek işine devam etti.

Türlü sıkıntılara tehlikelere katlandı. Yiğitçe dayandı. Orhan Veli birçok sathi görüşlülerin tanıtmak istedikleri gibi “rakı şişesinde balık olsam” mısrasının derbeder, mesuliyetsiz şairi değildi. Evet uzun zamandır işsiz ve parasızdı. Büyüklere yaranmak tenezzülünde hiç bulunmadığı için elinden tutanı, şiirlerini armağanlara layık göreni yoktu…

 

 

Orhan Veli

Orhan Veli Kanık ‘ın Hayatı ve Şiirleri

 

Nihayet onu ölüme kadar sürükleyen içkinin ve bohemin kaynağı, şüphe yok ki içinde yaşadığı şartlardır. Sanatkara hele Orhan Veli gibi geleceğin sanatını kuran bir sanatkara değer ve iş vermesini bilen bir cemiyette, Orhan Veli 36 yaşına doymadan göçüp gitmezdi.” (Asım Bezirci – O.V.K. İnceleme 1967-68 )

 

Eskiler Alıyorum

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam

 

Beyin kanamasından Cerrahpaşa Hastanesinde ölünce Rumeli Hisarı Mezarlığına gömülmüştür.

 

Küçük Şeylerle Mutlu Olmak

Küçük olanaklarla özgürlüğü sağlamak ve mutlu olmak düşüncesi Orhan Veli Kanık‘ın ilk dönem şiirlerine etki etmiştir. Bu yüzden 1936-1941 yılları arasında daha çok, düş kuran, çocukluğunu özleyen, doğa sevgisi ile dolu bazen küçük sıkıntılarla baş etmeye çalışan bir şiiri vardır Orhan Veli’nin.

İlk olarak 1936 yılında Varlık dergisinde yayımlanan bu şiirlerin bazıları takma adı olan Mehmet Ali Sel imzasıyla çıkmıştır. Şiirler yapıca sağlam, biçim dikkatine önem veren, saf şiiri ararken hece geleneğine sırtını yaslamış şiirlerdir. 1940 yılına kadar Varlık dergisinde toplam 38 şiiri yayımlanmıştır.

Kendisi bu ilk dönem şiirlerinin bir kısmında çok hoşnut olmasa gerek, kitap için şiir seçimi yaparken bu şiirlerin yarısı kadarını dışarıda bırakmıştır.

Bu ilk şiirlerin yanı sıra yeni bazı denemelere de girişmiştir.

Yaprak Dergisinin 1 Mart 1949 yılında çıkan sayısında durumu şöyle açıklar;

 

“ Yirmi yaşımızı dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı; beylik kalıplar, beylik oyunlar, beylik dünyalar içinde bunalmış kalmış olan şiire yeni imkanlar arayalım dedik.”

 

Bu fikirle ayak bağı olarak gördüğü uyaktan, şairane tutumdan, söz oyunlarından, tekrarlardan sıyrılarak duygudan çok akla seslenen şiirler yazmaya başlar. Şiirlerinde insanların küçük dramlarını anlatır. Şiirleri adeta birer küçük başkaldırıdır.

 

Hakkınız var güzel değildir ihtimal

Mübalağa sanatı kadar

Varşova’da ölmesi on bin kişinin

Ve benzememesi

Bir motorlu kıt’anın bir karanfile

Yarin dudağından getirilmiş.

 

Orhan Veli “Garipliği”

İlk kitabı Garip 1941 yılında çıkar. Bu kitapta Melih Cevdet ve Oktay Rıfat’ın şiirleri’de bulunduğu için Orhan Veli’ye ait 24 şiir bulunur. “Garip” 1945 yılında Orhan Veli’nin 32 şiirliyle tekrar yayımlanmıştır.

Garip’deki şiirleriyle Orhan Veli  güzellik anlayışını değiştirmek, eski şiirin beğeni anlayışını toptan kaldırmak ister. Bu şiirlerden örneğin “Kitabe-i Seng-i Mezar” o ana kadar olan hiçbir şiir anlayışına uymamaktadır.

 

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar;

Hatta çirkin yaratıldığından bile

O kadar müteessir değildi;

Kundurası vurmadığı zamanlarda

Anmazdı ama Allah’ın adını,

Günahkâr da sayılmazdı.

 Yazık oldu Süleyman Efendi’ye

 

Yeni Şiire Gelen Tepkiler

1938 yılında yazılan bu şiir o zaman ki edebiyat eleştirmenleri tarafından deyim yerindeyse topa tutulmuştu.

Hatta öyle ki Yusuf Ziya Ortaç o zaman ki genç şiir okuyucularını hakarete davet etmişti.

 

“ Vezin gitti, kafiye gitti, mana gitti… Türk şiirinin berceste mısrası diye Yazık oldu Süleyman Efendiye rezaletini alkışladılar… Ey Türk Gençliği… Sizi bu hayasızlığın suratına tükürmeye davet ediyorum.” ( Akbaba – 28 Mart 1940 )

 

Her yenilikte olduğu gibi- tepki gösterenler edebiyatın büyük isimleri olsa bile- geçmişe bağlılık tepkinin en büyük müsebbibidir.

İkinci kitap “Vazgeçemediğim” adıyla 1945 yılında çıkmıştır. Bu kitaptaki şiirlerinde kendinden söz etmektedir. Giderek mizah ve alay öğelerinden uzaklaşmaktadır. Bu kitapta ki şiirleri genel olarak tanımlamak istersek içten ve duyarlılığın ön planda olduğunu söyleyebiliriz.

Orhan Veli ’de tıpkı Nazım Hikmet gibi ölçüye olmasa bile uyaklara yaslanma eğilimindedir. Halk şiirinden etkilenmiştir ve bunun emareleri yoğun bir şekilde gözlenir.

 

İstanbul Türküsü

İstanbul’da Boğaziçi’nde

Bir garip Orhan Veli’yim

Veli’nin oğluyum

Tarifsiz kederler içindeyim

Urumeli Hisarı’na oturmuşum

Oturmuşta bir türkü tutturmuşum

İstanbul’un mermer taşları

Başıma da konuyor martı kuşları

Gözlerimden boşanır hicran yaşları

Edalım…

Senin yüzünden bu halim.

İstanbul’un orta yeri sinema

Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama

El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne

Sevdalım…

Boynuna vebalim

İstanbul da, Boğaziçindeyim

Bir garip Orhan Veliyim

 

Orhan Veli - Sabahattin Ali

Sabahattin Ali – Orhan Veli Kanık – Matika Szabo – Muvaffak Şeref – Rozsi Szabo – Rebia Şeref – Aliye Ali

 

İlginizi Çekebilir: Sabahattin Ali Kitaplarının Telif Hakları

 

Destan Gibi

Üçüncü kitabı “Destan Gibi” 1946 yılında neşredilir. İstanbul – Zonguldak yolculuğunu, aradaki konak duraklarının gözlemlerinden ortaya çıkmış şiirlerden oluşmuştur. Toplamda 14 sayfalık kitapçık demek daha doğru olur.

Bu kitap “Yol Türküleri” adıyla sunulur. Eski şiirlerini artık beğenmediğini yeni bir kaynağa yöneldiğini Sait Faik ’e şöyle açıklar;

Eski şiirimi şekil bakımından zayıf buluyorum. Şiirin, bir de ustalık denen şeye dayandığını o zaman bilmiyormuşuz demek. Bugün o şiirden ayrıldık. Halk edebiyatından istifade ediyoruz. Ama bir hamle yapabilmek için o şiirleri yazmak lazımdı.” (Orhan Veli İçin – 1953)

1947 yılında 16 şiirini bir araya getiren “Yenisi” neşredilir. Doğal bir anlatım kullanarak, açık seçik, kısa ve özlü, bütününde anlamlı bir hikaye oluşturan, yalın hiçbir akımdan etkilenmeden yazıldığı aşikar şiirlerden oluşur bu eser. Bu kitapta lirizm yüklü önemli duygulardan, toplumsal konulara kadar bir şiir yelpazesi ortaya koyar. Amacı halka sesini duyurmak ve onlara ulaşmaktır.

 

Sucunun Türküsü

Su taşırım, eşeğim önümde;
Deh, eşeğim, deh!
Bin kişinin canına can katar günde;
Deh, eşeğim, deh!
İki teneke bir yanına,
İki teneke öbür yanına;
Salına salına;
Can katar günde bin kişinin canına;
Deh, eşeğim, deh!
Şu dünyada varım yoğum:
Karım, eşeğim, oğlum.
Deh, eşeğim deh!
Hepinize uzun ömürler versin Tanrım.
Siz ölürseniz, ben ne yaparım?
Deh, eşeğim, deh!

 

Son kitabı olan “Karşı” 1949 yılında çıkar. Toplam 17 şiiri içerir. Orhan Veli ’nin tüm dünyasını bu kitapta özetlemiş olduğunu söylemek gayet mümkündür. Ölümünden bir yıl önce neşredilen bu kitabında toplumsal konulara başkaldırılar, eleştiriler mevcuttur.

 

BEDAVA

Bedava yaşıyoruz, bedava;

Hava bedava, bulut bedava;

Dere tepe bedava;

Yağmur çamur bedava;

Otomobillerin dışı,

Sinemaların kapısı,

Camekanlar bedava;

Peynir ekmek değil ama

Acı su bedava;

Kelle fiyatına hürriyet,

Esirlik bedava;

Bedava yaşıyoruz, bedava.

 

22 yaşında kendinden önceki şiir anlayışıyla şiire başlayan Orhan Veli Kanık, 36 yaş gibi erken bir yaşta yaşama veda etmiştir. Bu kadar kısa sürede şiir başladığı noktadan bambaşka bir anlayışa gelmiştir şüphesiz.

 

İlginizi Çekebilir: Aramızdan Erken Ayrılan Şairler

 

Orhan Veli’nin Şiir Anlayışı

Şiirinde önce anlama önem vermiştir. Zaman içinde, şiirde yeri olabileceğini düşündüğü bazı nazım öğelerini onlara tutsak olmadan doğallıkla kullanma ustalığına kavuşmuştur.

Orhan Veli Kanık’ı yalnızca bir şair olarak görmek onu tanımlamak için yetersizdir. Orhan Veli kendi döneminin bir münevveriydi aynı zamanda. Hayatı boyunca amacı hem kendini hem şiirini ileri taşımaktı.

Şiirimize yeni kelimeler, yeni konular kazandırmış bir öncü olmakla kalmamış şiirde bir devrim yapmıştır. Yalnızca yeni bir üslup belirlemekle kalmamış eskiyi de çok sert biçimde eleştirmiştir. Bu yüzden de eskiye bağlı kişiler tarafından çok sert eleştirilmiş hatta alaya alınmıştır.

Şiir dilini ağdalı, epik olmaktan kurtarmış onu halk dilinin naifliğine, yalınlığına ve açıklığına sanatını kaybettirmeden yaklaştırmayı başarmıştır.

 

Dalgacı Mahmut

İşim gücüm budur benim,

Gökyüzünü boyarım her sabah.

Hepiniz uykudayken.

Uyanır bakarsınız ki mavi.

 

Deniz yırtılır kimi zaman,

Bilmezsiniz kim diker;

Ben dikerim.

 

Dalga geçerim kimi zaman da,

O da benim vazifem;

Bir baş düşünürüm başımda,

Bir mide düşünürüm midemde,

Bir ayak düşünürüm ayağımda,

Ne haltedeceğimi bilemem

 

Orhan Veli şiirleri dinlerken uykuya dalmak, işe giderken içinize biraz huzur doldurmak ya da çay, kahve ile bir bahar yağmuruna şiir ile eşlik etmek isterseniz; Müşfik Kenter‘in muhteşem sesiyle Orhan Veli şiirlerini okuduğu “Bir Garip Orhan Veli” albümüne buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.