Michel De Montaigne Kimdir?

Michel De Montaigne. Gelecek nesillere düşünceleri ile ışık tutmuş büyük düşünür.

Skolastik dönemin sonunu Rönesans getirdi. Artık Yeni bir çağ başlıyordu insan için…

Antik Yunan düşünürlerini ve Paganlığı bulunduğu çağa uygun en iyi yorumlardan birini yapan Montaigne sadece bulunduğu çağı aydınlatmadı.

Gelecek nesillere de düşünceleriyle ışık tuttu.

 

 

Michel De Montaigne ‘in Hayatı Ve Eserleri

 

Rönesans’la Birlikte Paganlığın Yeniden Doğuşu

Michel de Montaigne için Rönesans ’ın en önemli düşünürü olduğunu söylemek için çok geçerli sebeplerimiz var.

Çünkü:

Michel de Montaigne “deneme” türünü kurmuş ve o türün en önemli ürünlerini ortaya koyan biri olmuştur. Deneme, edebiyat ve felsefenin kesişim noktasında yer alır.

Gene de belli bir bilgi kuramı geliştirmekten uzak olan deneme yazarlarını filozoftan çok düşünür saymak daha doğru olur. Felsefenin sönüp gittiği bir dönemde Montaigne felsefeye edebiyat sayesinden can suyu vermiştir, önermesi gayet doğru bir önerme olarak kabul edilebilir.

Michel de Montaigne ’in edebiyatı, felsefe yüklü bir edebiyattır.

Felsefenin koskoca bir skolastik dönemden sonra yeniden kurulmasında çok önemli bir adımdır. Montaigne’ in sanatı Eskiçağ’ın felsefi zenginliğini Yeniçağ’a bağlayan derinliğiyle ve yeni insanı tanımlamaya çalışan arayışlarıyla tanınır. O iki dünya arasında yeniden inşa edilmiş bir köprü gibidir.

Ortaçağ’da iyiden iyiye sönmüş olan ve Rönesans’ın getirmiş olduğu ve yüzyıllar sonra yeniden uyanan öğrenme merakı Montaigne’in pek çok konuya yönelen düşünce dünyasında da belirleyicidir.

Montaigne eski yapıtları tekrar araştırma ve öğrenme eğiliminde olan insanlığın duyarlılığını tüm düşünce çabasında bize duyurur.

 

Michel De Montaigne Kimdir?

Michel De Montaigne Kimdir? | Michel De Montaigne ‘in Hayatı ve Eserleri

 

 

Paganlık ve Hristiyanlık

Rönesans’ın son dönemleri pagan ahlakının Hristiyan ahlaka karşı iyiden iyiye baskın çıktığı dönemlerdir: Böylece Hristiyan din adamlarının Ortaçağ boyunca en büyük kabusu olan, “paganlık bir gün yeniden ortaya çıkabilir” korkusu belli koşullarda gerçekleşmiş oluyordu.

Bu korkunun elbet somut bir dayanağı vardı: Hristiyanlık her dinin yayılışı gibi önce tabanda yani köleler ve yoksul kitleler arasında kendisine taraftar bulmuştu. Daha sonra üst tabakalara doğru yayılmıştı. Bununla birlikte geniş halk kitleleri paganlık dönemlerinin alışkanlıklarını bırakmamışlardı.

Pagan inancının önceliği bu dünya ile ilgiliydi. Hristiyanlıksa dikkatini ölümden sonraki dünyaya çevirmiştir.

Paganlığa açılışta ilk atılım Rabelais ’nin çabalarıyla belirgindir. Rabelais’ten sonra ikinci atılım Montaigne’ in sanatıyla gerçekleşmiştir. Paganlığın gelişmesinde gerek Fransa’da gerek diğer Avrupa ülkelerinde din çekişmelerinin ülkelere ve insanlara verdiği zarar, açtığı yaralar da büyük ölçüde etkili olmuştur.

Topraklar Hristiyanlık adına tepeden tırnağa kana bulanmıştı. Bu dönem hem Montaigne için hem de birçok düşünce adamı için Eskiçağ’dan kalma üç akımın etkili olduğu bir dönemdir. Bu üç akım;

  • Usçu Stoacılık
  • Hazcı Epikurosçuluk
  • Kuşkucu Pyrrhonculuk

Bu Eskiçağdan kalma üç akımın yaşama ve düşünceye egemen olmaya başladığı bir dönemdir.

 

 

Montaigne’in Hayat Hikayesi (1523-1592)

Michel Eyquem de Montaigne 1523’de Montaigne şatosunda (Périgord) doğdu. 1592’de orada öldü.

Sanata ve düşünceye meraklı olan babası, Michel de Montaigne eğitirken zaman zaman sert zaman zamansa yumuşak bir üslup kullanmıştır.

Montaigne’in Latinceyi hemen hemen bütün incelikleriyle öğrenmesi babasının Latince konusunda ödün bilmez tutumuyla ve bir Alman eğitimcinin dirençli çabasıyla olmuştur.

Bordeaux’da Guyenne kolejine başladığında öğrenmesi gereken şeylerin çoğunu biliyordu.

Felsefe çalışmalarını Marc-Antoine Muret’yle yapan Montaigne Bordeaux’da ve Toulouse’da hukuk bölümünü bitirdi.

Bordeaux parlamentosuna girdi. Parlamentoda ve bir şehrin yönetiminde söz sahibi olmakta pek gözü yoktu. Çoğu zaman sıkıcı bulduğu bu yere gitmiyordu.

1562’de Rouen kuşatmasında IX. Charles’un yanında yer aldı. 1565 ’de Françoise de la Chassaigne’le evlendi.

1570’de çok sevdiği babası hayatını kaybetti. Bu acıyla yorgun düştü ve parlamentodan istifa edip Montaigne şatosuna çekildi. Gündelik yaşamda pek çok insan tanımıştı, şimdi sıra, insanı geçmişin kültür ürünlerinde tanımaya gelmişti.

Toplumsal çerçevede tüm yükümlülüklerini bırakarak şatonun “kitaplık” dediği bölümüne kapandı ve kitapların dünyasına gömüldü. Essais (Denemeler) (1571 -1592) arasında bu çabayla oluştu.

Montaigne bu inziva hayatından dolayı buhrana sürüklendi. Ruhunu ve bedenini yenileme isteğiyle 1580’de şatosundan ayrıldı. Şatosundan ayrıldıktan sonra Almanya’da ve İtalya’da seyahatlere çıktı.

Lucques kaplıcalarındayken garip bir haber aldı: onu gıyabında Bordeax belediye başkanı seçmişlerdi. Görevi geri çevirmeye hazırlanırken, Kralın yayımladığı bir duyuru onun bu göreve başlamasını istiyordu.

1581 -1585 arasında Bordeaux belediye başkanlığı görevini yürüttü. 1588’de Paris’e gitti, III Henri le Chartres’a vc Rouen’a gitti. 10 Temmuz 1588’de “Ligue”cilerce tutuklanıp Bastille hapisanesine hapsedildi.

Ana kraliçe ve de Guise dükünün onun adına aracı olmasıyla serbest bırakıldı. Montaigne şatosuna döndü ve son yıllarını okumakla geçirdi: Heredotos’u, Titius-Livius ’u, Diogenes Laertios’u, Tacitus’u, Seneca’yı, Plutarkhos’u okuyordu.

13 Eylül 1592 tarihinde, güzel bir havada bu dünyadan ayrıldı. Asık suratlı bilinen felsefeyi gündelik dile uygulayan ve düşünceyi böylece her aydın insana sevdirmeyi başardı.

Montaigne Eskiçağ’ın duyarlıklarını Yeniçağ’a taşımak gibi çok önemli bir işlevi yerine getirmiştir.

 

MICHEL DE MONTAIGNE

Michel De Montaigne – Denemeler (Essais)

 

 

Michel De Montaigne ’in Dünya Görüşü

Montaigne’in dünya görüşü “ben” araştırmasında yoğunlaşır. Montaigne “Kitabımın konusu benim” cümlesi onu en iyi anlatan sözlerinden biridir.

Her birey insanlığın bir örneği olduğuna göre kendimi araştırdığımda ortaya çıkacak bulgular bütün insanlığında niteliklerini ortaya koyacaktır.

Bireysel insan fikrinin ortaya çıktığı bu dönemde  Montaigne’nin düşünmeye ben diye başlaması çok önemlidir. İlerleyen dönemlerde Descartes da ben’den bütüne yönelecektir.

Böylece bütünde yitip gitmiş ortaçağ insanları ,Krala ya da kiliseye bağlı bu eski insan yerini özgür düşünme isteğiyle yaşayan yeni bireye bırakıyordu.

Benden yola çıkan Montaigne bütün insanlığın ayrıntılı bir haritasını çıkarmaya yeltendi. İncelemesi derinleştikçe insan denen karmaşık varlığın bir çelişkiler toplamı olduğunu gördü.

Her ne kadar ruhu paganlığa yatkın olsa da göreneklerin ve alışkanlıkların önemine de inanıyordu. Değerler çerçevesinde tutucu sayılabilecek olan bir düşünür olan Montaigne bir isyanı değil, uyumlu insanı onaylıyordu.

Her şeyin ötesinde önemli olan insanı olduğu gibi görmekti. İnsan yapısında ki değişimler, kaymaları tespit etmiş olması bu hoşgörü anlayışının gelişmişinde kaynak oluşturdu. Eski düşünceyi okuyup yorumladı onları bire bir almadı her şeye karşı olduğu gibi bu bilgilere de eleştirel yaklaştı.

Montaigne felsefeyi öncelikle ölümden korkmamayı öğrenmek noktasına dayandırır. Ölüm korkulası bir şey değildir, bu korkuyu yenmek için felsefe yapmak gerekir, felsefe yaparak insan ölümden korkmamayı öğrenebilir.

 

“Bütün günler ölüme koşar; sonuncusu ölüme varır ”

 

Ölüm yaşamla ilgili bir olgudur, yaşamdan ayrı bir şey değildir:

“Ölümü her zaman yaşamla yorumluyorum.”

 

MICHEL DE MONTAIGNE

Michel De Montaigne

 

İlginizi Çekebilir: Filozoflar Ölüm Hakkında Neler Söyledi? 

 

 

Montaigne ‘in Eğitim İle İlgili Düşünceleri

Rönesans’ın Rabelais’den sonraki en büyük eğitim düşünürü sayılan Montaigne, XVIII. yüzyılda Rousseau’yla başlayacak olan yeni eğitim anlayışlarının başında durur.

Rabelais’nin ne kadar çok şey öğrenirsek o kadar iyidir anlayışı Montaigne ’de yoktur. Belleği her türlü bilgiyle doldurmak her zaman sıkıntılar yaratacaktır. Montaigne için insanın kendini eğitmesi de eğitimin önemli bir yönüdür: insana düşen “ben”ini geliştirmek ve zenginleştirmektir, yaşama uyum sağlamak için bu çok önemlidir.

Zengin, esnek, acı çekmeyi bildiği gibi sevmeyi de bilen, bu arada gerektiğinde kavga etmeyi de bilen bireyi kendinde yaratmak bu bireysel eğitimin özünü oluşturur.

Her kişi çaba göstererek kendi benliğinde o erdemli insanı oluşturabilir. Bunun için kitaplar da gerekli olabilir. Ne var ki yaşamı boyunca çok kitap okumuş olan Montaigne bu konuda bize durmadan okumayı değil de bilgi edinmek için özenli bir seçimle okumayı önerir.

Dünyayı görmeye gitmek, yolculuklara çıkmak, değişik insanlar tanımak okumaktan daha az önemli değildir.

İnsan bilgi dolu bir kafaya değil doğru yargılar verebilen gelişmiş bir zihne sahip olmayı öngörmelidir.

Bütün bu görüşleriyle Montaigne sonraki kuşakları derinden etkiledi. Dili eski de olsa, daha doğrusu ulusal dillerin gelişim serüveninde henüz oturmamış da olsa, anlatımı karmaşık da olsa denemeciliğinde içkin sağlam filozofluğuyla Montaigne insanlara çok şey öğretti.

 

 

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.