Karagöz Oyununun Tarihi ve Özellikleri

Karagöz Oyunu

Bugünkü yazımız Türk kültür tarihinin en önemli değerlerinden biri olan Karagöz Oyunu ile alakalı olacak.

Unutulmaya yüz tutmuş bu değerimizi yaşatmak ve yeniden sevdirmek için Karagöz Gölge Oyununun tarihini ve özelliklerini tanımanın önemli olduğunu düşünüyoruz bu yüzden bu güzel değerimizi tarihi ve muhteva bakımından incelemeye çalıştık. Severek okumanız ümidiyle…

 

Karagöz Oyununun Tarihi ve Özellikleri

Karagöz, cansız aktörlerle oynatılan bir “oyun”dur. Aktörleri ile dekorları ve kimi hallerde sahnede görülen hayvan, bitki, olağanüstü yaratıklar, deriden kesilmiş boyalı suretlerdir.

Karagözcü gergin ve ışıklandırılmış bir perdenin arkasında bu suretleri perdeye yansıtarak seyircilere gösterir. Oynatıcı perdede sergilediği aktörlerin (hayvan, cin, ejderha, vb.) varlığını en iyi şekilde belirtmek için, bu aktörlerin özelliklerini yansıtan hareketlerle onları kımıldatır. Oyun içerisindeki konuşmaların bir aktörden diğer aktöre geçişleri figürlerin kafa hareketleriyle belirtilir. Çeşitli gürültüleri, ses ve şive taklitlerini karagözcü tek başına yapar. Bu sebeple “karagöz” hem “görünmeyen tek aktörlü” hem de “ görünen çok aktörlü” bir oyun özelliği taşır.

Karagöz oyunu birçok farklı milletlerin kültüründe de yer almaktadır. Onlardan farklı olarak kültürümüzde karagöz oyunun figürleri “renklidir“. Perdenin arkasında karagözcü yalnız değildir. Çoğu zaman bir yardımcısı vardır ama bu yardımcı oyuna karışmaz. Karagözcüye suretleri ve ihtiyaç duyulan başka aletleri vermekle görevlidir.

 

Karagöz - Hacivat / Karagöz Oyunu

Karagöz ve Hacivat / Karagöz Oyunu Karakterleri

 

Karagöz oyununda, kültürümüzün bir başka değeri olan orta oyunu kadar olmasa da müzik mevcuttur. Her tipin sahneye girişini, onun kimliğini belli edecek şekilde bir şarkı ile haber verir. Karagözcü bazı havaları da kamıştan yapılmış basit bir müzik aletini kullanarak yapar. Ayrıca bu müzik aleti bazen de taklit yapmak için kullanılır.

Karagöz perdesinin ışıklandırılması eskiden “Şem’a” denilen bir araçla sağlanırdı. Şem’a yayılmış bir mum kitlesi ile yakılan, kalınca fitili ve geniş alevli bir tür şamdandı. Bu ışığın hafifçe titremesi karagöz oyununda gerekli olan ortamı en güzel şekilde sağlamakta, yansıyan figürlere farklı bir oynaklık ve canlılık katmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte Şem’a yerini elektrikle aydınlatmaya bırakmıştır.

Meddah ve orta oyunu gibi karagöz de şehirlerde oynanan bir sanattı. Saydığımız diğer oyunlar kadar olmasa da Karagöz oyunu da kaybolmaya yüz tutmuştur.

Türk karagözünün boyutları büyük topluluklara göstermek için çok uygun değildir. Bazı özel gün ve gecelerde, sünnet düğünlerinde ya da kahvehanelerde en çok 50-60 kişilik gruplara gösterilebilecek şekilde tasarlanmış bir oyundur.

Karagöz oyunu başlarda tamamen doğaçlama yapılmasına rağmen ilerleyen dönemlerde yazılı olarak bazı metinlerde ortaya çıkarılmış ve yayımlanmıştır.

 

 

Karagöz Oyununun Geçmişi

Gölge tiyatrosunun ilk defa ortaya çıktığı yerin kesin bir bilgisine sahip değiliz fakat kaynaklar bize Çin ya da Hint kökenli olduğunu göstermektedir.

Bu doğu ülkelerinden ise Osmanlı İmparatorluğuna hangi tarihlerde ulaştığı ise belirlenememiştir. Orta Asya ’dan Moğollar aracılığı ile Anadolu ’ya geldiği tahmin edilmektedir. Bir diğer tahmin ise Moğollar aracılığı ile değil de daha güneyden gelerek Anadolu topraklarında oynanmaya başladığıdır.

Yakın doğu memleketlerinde bu oyunun ortaya çıkışı XII. yüzyıla tarihlenmektedir. XIII. yüzyılda ise ünlü Arap hekim İbn Danyal ’in bu oyun için düzenlediği birkaç metne rastlanmaktadır. Bu metinler her ne kadar aydın bir zümre için düzenlenmiş olsa da metinlere bakıldığında da halkın genelini ilgilendirecek konulara da rastlanmaktadır.

Evliya Çelebi ’ye göre Karagöz ve Hacivat Selçuklular çağında yaşamıştır. Karagöz, Bizans İmparatoru Konstantin ’in ulaklığını yapan bir çingenedir. Hacivat ise Mekke ve Bursa arasında gidip gelirmiş ve ikisi yılda bir defa yolları üzerinde karşılaşıp tuhaf tuhaf konuşurlarmış. Onların bu sohbetleri sonradan gölge oyunu şekline sokulmuş.

Karagöz oynatanların arasında konuşulan menkıbeye göre ise, gölge oyunun icadı Sultan Orhan çağındadır. Padişah Bursa ’da bir cami yaptırıyormuş. Karagöz ile Hacivat ’ta demirci ve duvarcı olarak bu inşaatta çalışırlarmış. Gevezelikleri ve maskaralıkları ile öteki işçileri çalışmaktan alıkoydukları için Padişah onları öldürtmüş. Sonrada yaptığına pişman olmuş. Şeyh Küşteri, Padişahı teselli için Karagöz ve Hacivat ’ın birer suretini yapıp onların konuşmalarını canlandırmayı düşünmüş.

 

Karagöz - Hacivat Oyununun Bir Temsili

Karagöz – Hacivat Oyununun Bir Temsili

 

Başka bir menkıbeye göre ise Karagöz ’ün asıl adı Kara Oğuz ’muş. Kara Oğuz Kara-Keçili aşiretinden bir köylüymüş. Kara Oğuz adı zamanla “ Kara Öküz” olmuş. Hacı-Evhad adında bir de ahbabı varmış. Birlikte düzenledikleri oyunları Şeyh Küşteri beğenmiş. Kara-Öküz adını bu sefer Karagöz biçiminde değiştirerek bu oyunları işlemiş. Onların ün kazanıp yayılmasına ön ayak olmuş.

 

 

Şeyh Küşteri Kimdir ?

Bu menkıbelerde adı geçen Şeyh Küşteri Sultan Orhan zamanında yaşamış ve 1336 yılında Bursa ’da ölmüştür. Karagözcülere göre gölge oyunun sanatının “Pir-i” sayılır.

Perde gazellerinde adının saygı ile anılması karagözcüler arasında bir gelenek halini almıştır. Karagöz perdesine “Küşteri Meydanı” denmesinin sebebi, onun bu oyunun icat eden kişi olduğuna inanılmasıdır.

Karagöz ’ün – ve genel olarak Türk Gölge oyununun – bu Şeyh Küşteri ile ilişkisi ve XIV ’üncü yüzyıla kadar çıkan eskiliği üzerine kaynaklar sadece menkıbe niteliğindedir.

 

Şeyh Küşteri Tasviri / Karagöz Oyunu

Şeyh Küşteri Tasviri / Karagöz Oyunu

 

 

Karagöz Oyunun Belgeli Tarihi

Gölge oyunun Osmanlı İmparatorluğu ’nda bilindiğine işaret eden belgelerin en eskileri XVI ’ncı yüzyıla tarihlenmektedir. Bu belgelerden birinden öğrendiğimize göre Yavuz Sultan Selim 1517 ’de Mısır ’ı fethettikten sonra, orada gördüğü gölge oyunundan hoşlanmış ve bir gölge oyuncusunu İstanbul ’a götürmek istemiştir.

XVII. yüzyılın başında I. Ahmet çağında da (1603-1617) Mısır ’dan İstanbul ’a gölge oyunları gelmişti. Bu dönemde Osmanlı ’nın bakış açısından Mısır gölge oyunlarının merkezi sayılmaktaydı. Ama XVI ’ncı yüzyıldan itibaren bu oyun Türk sanatçıları tarafından teknik bakımından gelişme göstermiştir. 1582 yılında ki İstanbul şenliklerini anlatan Surname ’de birçok Gölge oyunu ve oyuncusundan bahsedilmiştir.

XVII ’nci yüzyıl itibari ile Karagöz, oyunun başkişisi olarak anılmaya başlanıyor ve zamanla gölge oyunlarının adı karagöz oyunu olarak anılmaya başlanıyor. Bu etki Yunanistan, Tunus, Trablusgarp gibi bölgelerde de hissediliyor ve bu bölgelerde gölge oyunlarına karagöz deniyor.

Türk kaynaklarında en etraflı bilgiler Evliya Çelebi tarafından verilmektedir. Evliya Çelebi ’nin aktardığı bilgilere göre bir “hayalci” olarak adını andığı Kör Hasanoğlu Mehmet Çelebi ’nin dağarcığında 330 adet oyun bulunmaktadır. Yani XVII ’inci yüzyılda karagöz oyunu bugün bildiğimiz halini almıştır. Evliya Çelebi ’den kaynaklı bilgilere göre oyun, sıkı denetim altında tutulmuş hatta zaman zaman yasaklanmıştır.

XIX ’uncu yüzyılda ise gerek yerel kaynaklar gerekse yabancı gezginlerin notlarında karagöz oyunun müstehcen yanına vurgu yapılmaktadır.

Mahmut ’un şehzadelerinin sünnet düğünlerinin anlatıldığı Surnamelerde İstanbul ’un belli başlı merkezlerinde tam on bir ayrı yerde karagöz oyunun sergilendiğinden bahsedilmiştir.

Karagöz üzerine bilgi vermiş en önemli yabancı kaynak şüphesiz ki Wanda isimli kişiye aittir bu kişi ömrünün tam elli yılını Türkiye ’de geçirmiştir. Wanda ’nın kaynaklarından edinilen bilgiye göre Karagöz oyunu siyasi hiciv içinde kullanılmıştır.

 

 

En Önemli Karagözcüler

Gelmiş geçmiş en ünlü Karagözcüler üzerine kısıtlı bir bilgi sahibi olmamıza rağmen XIX ’uncu yüzyıl öncesi için birkaç isim saymamız mümkündür.

Kör Hasan ( XVI’ıncı yüzyıl) Kör Hasan oğlu Mehmet Çelebi, Kandillioğlu Ahmet, Kör Musluoğlu, Sarı Ahmet, Bekçi Mehmet ( XVII’ıncı yüzyıl)

Karagöz oyunu Osmanlı coğrafyasının bulunduğu her yerde etkili olmuştur. Özellikle Balkan ülkeleri ve Kuzey Afrika coğrafyasında Karagöz oyunlarından ve oynatıcılarından bahsetmek mümkündür.

 

 

Karagöz Gölge Oyununda İşlenen Konular ve İnsan Tipleri Nelerdi ?

Dört bölümde kümelemek mümkündür.

  • İşsiz olan Karagöz ’e Hacivat bir iş bulur. Oyun Karagöz ’ün bu işteki beceriksizlikleri, tanıştığı garip kişiler ve başına gelenlerden kurulur.
  • Karagöz yasak veya tehlikeli bir yere merakına yenik düştüğü için ya da bir rastlantı sonucu girer. Bu yüzden başına çeşitli işler açılır.
  • Karagöz ’ün yukarıdaki iki maddeden farklı olarak başlı başına çapraşık işlere girmesinden kaynaklı maceralar anlatılır.
  • Halk Edebiyatının çok iyi bilinen konuları ( Leyla ile Mecnun, Tahir ile Zühre) Karagöz ’e uyarlanmasıyla ortaya çıkar. Karagöz çoğunlukla bu konulara bir şekilde dahil edilir.

 

Karagöz'deki Ruhi Bebe Karakteri

Karagöz Oyunu – Ruhi Bebe Karakteri

 

Karagöz Oyunu Karakterleri

Belli başlı iki karakter tabi ki Karagöz ve Hacivat ’tır.

Hacivat hali vakti yerinde, aklı başında, herkesle iyi geçinen, akıl veren, kendini beğenmiş bir zattır. Arapça ve Farsça kelimeleri oldukça sık kullanır. Perdedeki hemen hemen tüm karakterleri tanır ve onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan daha çok Karagöz ’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar.

Karagöz ise okumamış halk adamı tipidir. Her oyunda bir süre, Hacivat ’ın kullandığı Arapça ve Farsça kelimeleri ya hiç anlamaz ya da yanlış anlar. Bu yanlış anlamalar, oyunda gülünç durumların oluşmasını sağlar çünkü Karagöz, Hacivat ’ın bütün aksi özelliklerini bünyesinde toplamış uyumsuz bir çingenedir. Fakirdir, bir mesleği yoktur. Evinde karısı ile kavgaları eksik olmaz. Oburdur, boşboğazdır. Düşündüklerin ölçüp tartmadan olduğu gibi söyler, içgüdülerine uymaktan bir türlü kendini alıkoyamaz. Her şeye burnunu sokar, her fırsattan yararlanmak ister. Hacivat ’ın nasihatlerine uymak istese bile bunu başaramaz.

Bu iki temel karakter oyunun ilk bölümlerinde karşılıklı çene yarıştırırlar. Üçüncü bölümde yani “fasıl” bölümünde olay örgüsünün gerektirdiği şekilde çeşitli tipler sahneye dahil olur. Oyunda ikinci derecede önem arz eden karakterlerin bazıları şunlardır; Zenneler, Çelebi, genç aşıklar, mahalleye özgü kişiler, taşra tipleri (Kastamonu ’lu, Kürt) azınlık tipleri (Rum, Ermeni, Frenk) Bebe Ruh-i (aptal oğlan), kabadayı (Zeybek, Tuzsuz Deli Bekir, Çakıcı)

Çelebi, Türkçeyi İstanbul ağzıyla kusursuz bir şekilde konuşur. Bazı oyunlarda zengin bir bey, bazı oyunlarda bir mirasyedi, bazı oyunlarda ise zevk düşkünü bir çapkındır.

Zenneler ise Karagöz oyunundaki bütün kadınlara genel olarak zenne adı verilmiştir.

Bebe Ruh-i, “Yaşı büyük aklı küçük” deyimiyle nitelendirilebilecek bir tiptir. Aptal oğlan olarak da anılır.

Tuzsuz Deli Bekir, bir elinde tabanca ya da kama, diğer elinde içkisi vardır. Olayların karmaşıklaştığı anda gelip kaba kuvvetle olayı çözer. Gölge oyununun kabadayı karakterlerindendir.

Bunların yanında bazı insan dışı suretlerde mevcuttur; bazı hallerde hayvanlar (deve, eşek) efsanevi varlıklar, ejderha, cinler

 

Karagöz Oyunu - Tuzsuz Deli Bekir

Tuzsuz Deli Bekir – Karagöz Gölge Oyunu Karakteri

 

 

Karagöz Oyununun Bölümleri Nelerdir ?

  • Mukaddeme, Hacivat bir sema-i, arkasından da bir gazel okuyarak seyircilerin oturuşuna göre sol taraftan giriş yapar. Bir eğlence ister ve bu isteği çoğumuzun malumu “Yar bana bir eğlence…” sözüyle yapar. Oyunun amacı hakkında ipucu verir. Eğlendirmek. Hacivat ’ın bağırışlarından rahatsız olan Karagöz sağ taraftan evinden çıkar, Hacivat ’a çıkışır ve ona vurur.
  • Bu ilk çatışmadan sonra Karagöz ile Hacivat arasındamuhavere başlar. Bu bölümde çoğu kez her oyuna uyarlanabilen hazır ikili konuşmalar vardır. Muhavere bir tekerleme olabilir örneğin. Karagöz ve Hacivat ’ın başlarından geçmeyen bir şeyi olmuş gibi anlatmaları mümkündür. Bu bölümde müzik, edebiyat, bilmece gibi konulara da yer verilir.
  • Fasıl bölümü. Burada oyuna adını veren asıl konu ele alınır.
  • Bitiş bölümü. Faslın sonunda, sahnedeki kişiler bir vesile ile dağılırlar. Karagöz ve Hacivat bir kez daha baş başa kalır ve genelde Hacivat tekrar dayak yer. En son Hacivat “Yıktın perdeyi eyledin viran. Varıp sahibine haber vereyim heman!” der. Karagöz ise tekrar bir tehdit savurur. En son ise “Her ne kadar sürc-i lisan ettikse af ola!” diye izleyenlerden özür dilenir ve oyun sona erer.

 

Karagöz oyununda dair önemli birkaç husus daha sayacak olursak ;

Sahne “itibari” bir değer taşır yani orası “Küşteri Meydanı” denir. Genel olarak İstanbul ’un orta halli mahallelerinden biri olarak görebiliriz bu sahneyi.

Perdenin sağ tarafında, dekor olmadığı halde Karagöz ’ün evi sağ tarafta Hacivat ve diğer kişilerin evi ise sol tarafta kabul edilir bu yüzden Karagöz hep sağ taraftan giriş yapar, diğer figürler ise sol taraftan giriş yaparlar. Karagöz ’ün başı sık sık perdenin sağ yukarı köşesinden görünür. Sadece Karagöz ’ün sağdan giriyor olması oyunun başkişisi olduğunun bir göstergesidir. Suretler sol eliyle karagözü oynatır bu yüzdende diğer bütün karakterler karagözle karşı karşıya gelecek şekilde değneğe takılırlar.

 

İşten, okuldan arta kalan kıt zamanınızda, sosyal medyada gezinen gerekli, gereksiz bu kadar popüler kültür malzemesi arasında sanat, felsefe ve edebiyata zaman ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için sizi ayakta alkışlıyor ve teşekkür ediyorum.

Hürmetler. Esenlikler dilerim.

 

Yorum yapmak ister misiniz ?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.