Türk Devlet Adamlarının Portreleri

Bu yazımızda Türk Siyasi Tarihinin önemli devlet adamlarının portreleri ve onları ortaya çıkaran ressamları Türk Devlet Adamlarının Portreleri başlığıyla mercek altına alacağız.

Portreler, devlet adamları ve ressamlar hakkında ilgi çekici akılda kalması faydalı olacak bilgiler verecek ve Türk Resim sanatını katkıda bulunmuş olan bu kişilerle tanışmanıza vesile olacağız.

 

Türk Devlet Adamlarının Portreleri

 

Fatih Sultan Mehmet

 

Türk Devlet Adamlarının Portreleri

Türk Devlet Adamlarının Portreleri – Fatih Sultan Mehmet

 

Osmanlı padişahları içerisinde en bilgesi, en ileri görüşlü olanı hangisidir?

Bu soruya benim cevabım II. Mehmet olur yani namıdiğer Fatih Sultan Mehmet.

Fatih padişahlar içerisinde bilime ve sanata ilgisi en yüksek olan padişahtır. Fatih Sultan Mehmet saraya ressamları davet edip, onlara resimlerini yaptıran ilk padişahtır aynı zamanda.

Avrupa’dan gelen ressamların yaptığı portrelerden sonra sarayda bulunan nakkaşlara minyatür tarzında başka portrelerini de sipariş etti. Bu dönemde Avrupa’da kralların kendi portrelerini yaptırmaları ve neye benzedikleri bilinsin diye başka saraylara hediye olarak göndermeleri yaygın olan bir uygulamaydı.

 

“Ben bir dünya devleti kuracağım, surlarını sanatla öreceğim.”

Fatih Sultan Mehmet

 

Bizim yazımızda bahsettiğimiz Fatih portresi ise Şibilzade Ahmet ’e atfedilen bir portre. Şibilzade Ahmet ’in yaptığı bu portre minyatürde bir portrenin konu edildiği ilk örneklerden biridir.

Portrede, Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Sultanlarına has giyim tarzı ile görünmektedir. Şibilzade Ahmet,  Fatih Sultan Mehmet ’i yere dökülen mavi kaftanı ve yine sultanlara özgü olan bir biçimde bağdaş kurmuş olarak resmetmiştir.

Sol elinde sımsıkı tuttuğu işlemeli mendili ve başında serpuşlu şişkin ulema sarığı dikkat çekicidir. Sultanın kokladığı dalından henüz kopmuş gibi gözüken taze gül; saltanat, ebediyet ve güç gibi kavramların simgesel aktarımıdır.

Fatih Sultan Mehmet’in bu portresi dikey bir zemin üzerine, tüm vücudunu alacak ve vücudunun profilden biraz fazlasını gösterecek şekilde tasarlanmıştır. Arka fon zemin rengi ile sarık rengi birbirine benzemesinden kaynaklı olarak sarığın etrafına hafifçe mavi gölgeler atılarak sarık ve kafa bölümü öne çıkartılmıştır.

Osmanlı imparatorluğuna altın bir çağ yaşatan Fatih Sultan Mehmet gerek Bellini’ye  yaptırdığı tabloda gerekse bu tabloda oldukça yorgun görünmektedir.

Başta da söylediğimiz gibi Fatih Sultan Mehmet ’in sanata karşı çok büyük bir ilgisi vardır. Bu ilgi sebebiyle saraya sanatçılar davet etmiş ve sanatçılarla çeşitli sohbetlere ve çalışmalara katılırdı. Osmanlı tasvir sanatının gelişmesi onun sayesinde olmuştur dersek bu abartmış olmayız.

Fatih Sultan Mehmet aynı zaman da çok iyi bir çizerdi. Yetişkinliği dönemine ait çok fazla örnek olmasa da küçük bir şehzadeyken yapmış olduğu çizimler yetenekli ellere sahip olduğunu bizlere kanıtlamaktadır.

Fatih Sultan Mehmet ile başlayan padişahların portre yaptırma tutumu diğer Osmanlı padişahları tarafından da benimsenmiş ve Cumhuriyet devrine kadar süren bir gelenek halini almıştır.

39x27cm olan tablo 1480 yılı civarında yapılmış olup halen Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi ’nde bulunmaktadır.

 

Şibilzade Ahmet

Şibilzade Ahmet Venedik’te yetişen Matteo Pasti adındaki ressamın Batı sanatı ve portre resmini öğrettiği Sinan Bey ’in talebesidir.

Hocası gibi saray ressamlığına yükselen Şibilzade Ahmet, hocasından aldığı dersler sayesinde minyatür tarihinin eski tabirle “şebihnüvis lük yeni tabirle insan resmi yapma (portre) konusunda devrinin en mahir kişileri arasında yer almaktadır.

Bursa doğumlu olan Şibilzade Ahmet, Sultan’ın bu portresiyle dönemin renk ve biçim anlayışının üstünde bir hüner sergileyerek ustalığını kanıtlamıştır.

 

 

Sultan III. Selim Portresi (Konstantin Kapıdağlı-1803)

 

Türk Devlet Adamlarının Portreleri

Türk Devlet Adamlarının Portreleri – Sultan III. Selim

 

Resmin merkezinde yer alan III. Selim gayet ihtişamlı bir mekan içerisinde resmedilir. Padişahın üzerindeki samur kürklü bir pelerin, beldeki mücevher kakmalı hançer, elindeki değerli taşlardan yapılmış tespih ve küçük parmağında bulunan değerli olduğu her halinden belli bir yüzük ile Osmanlı İmparatorluğu ’nun zenginliği gösterilmek istenmiştir.

III. Selim’in portresinde padişahtan sonra en çok dikkat çeken unsur ise duvarda III. Selim ’in sağ omzunun üstünde asılı duran padişah tuğrasıdır. Tuğra üzerindeki tarih resmin yapıldığı 1218 (1803) göstermektedir.

III. Selim ’in arkasında duran dolapta yer alan mücevher kutuları, mekanik saat, kılıç ve dünya haritası, III. Selim’in zenginlik, bilim ve güce aynı anda sahip olduğunun simgeliridir.

Fakat III. Selim bu resmin yapılmasından dört yıl sonra yeniçerilerin çıkardığı Kabakçı Mustafa Ayaklanması ’nda tahttan indirilir, dört ay sonra da Topkapı Sarayı ’nda ney üflediği bir sırada 46 yaşındayken öldürülür.

Kapıdağlı ’nın resmi III. Selim ’in bilim ve teknolojinin ışığında gerçekleştirmek istediği reformları birebir yansıtmaktadır.

Üzerine çok fazla bilgi sahibi olmadığımız Konstantin Kapıdağlı ’nın Rum asıllı bir Osmanlı olduğu bilinmektedir.

Kapıdağlı, III. Selim döneminin en önemli saray ressamıdır. Aynı zamanda Osmanlı resim sanatının kitap resminden tuval resmine geçişini sağlayan en önemli ressamdır. Sanatçının tuval üzerine yağlı boya ile çalışmış olduğu sadece iki resmi bilinmektedir. Bunlardan birisi yukarıda görmüş olduğunuz Sultan III. Selim portresi diğeri ise “III. Selim’in Bayram Töreni” isimli resmidir. Bu resimlerin tamamı bugün Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonunda bulunmaktadır.

Konstantin Kapıdağlı 18.yy da doğmuştur. Ancak nerede doğduğu konusunda kesin bin malumat bulunmamaktadır. Sanata karşı büyük ilgisi olan III. Selim, Konstantin’den 1803 yılında bir portresini yapmasını ister. III. Selim ’in bu isteği Fatih Sultan Mehmet ’in Gentile Bellini ’ye yaptırdığı yağlı boya portresinden sonra arzu edilen ilk yağlı boya portredir.

110×89 cm boyutlarında olan tablo Topkapı Müzesi Resim Koleksiyonunda bulunmaktadır.

 

 

Mareşal Fevzi Çakmak Mesaide (1923)

 

Türk Devlet Adamlarının Portreleri

Türk Devlet Adamlarının Portreleri – Mareşal Fevzi ÇAKMAK

 

Ismarlama olarak yapılan bu portrede, Türkiye’nin ikinci ve son mareşali Fevzi Çakmak üstünde üniforması, masa başında çalışırken görülmektedir.

Düşünceli bakışları masasının üzerine sermiş olduğu harita üzerine yoğunlaşır ve sol elinde tuttuğu kalem Fevzi Çakmak ’ın bir takım planlar üzerinde çalıştığını gösterir.

Hüseyin Avni Lifij’ in onu Büyük Taarruz ’un planları üzerinde çalıştığını göstermek istemiştir.

Arka planda bulunan Ege haritası ise bu tezi güçlendirmektedir. Hemen önünde sandalyeye asılı duran dürbün ise Fevzi Çakmak ’ın bir fikir adamı olduğu kadar her an sahaya inmeye hazır olduğunu gösteren bir simgedir. Yine ön planda duran şık gaz lambası ise Mareşal ’in uzun saatler boyu çalışmakta olduğunu gösterir.

Sanatçı, Fevzi Çakmak ’ı bulunduğu tehlikenin farkında ama kendinden emin olan bir komutan olarak resmetmiştir.

164 X 128 cm boyutlarında ki resim şu anda Mimar Sinan Üniversitesi Resim Heykel Müzesi Koleksiyonunda yer almaktadır.

 

Hüseyin Avni Lifij

Türk resim sanatının önemli isimlerinden Hüseyin Avni Lifij ( 1889-1927 ) çalışmalarını daha çok peyzaj, poşad ve kompozisyonlar üzerine sürdürmüş olsa da sanatçının ismi anılınca ilk akla gelen eserleri pipolu ve purolu otoportrelerdir.

Bu iki çalışma dışında Hüseyin Avni Lifij ’in, önemli sayılabilecek yalnızca birkaç portre çalışması vardır. Bunlardan biri de yukarıda görmüş olduğunuz “Mareşal Fevzi Çakmak Mesaide” adlı eserdir.

Hüseyin Avni Lifij, 1922 yılı Ekim ayında Bursa ’ya gelen Mustafa Kemal ’i karşılamak için, eşi Harika Hanım ve onun kardeşi heykeltıraş Nijad ile bu şehre giden öğretmenler arasında yer almış ve bu karşılamadan sonra Mustafa Kemal tarafından Ankara ’ya götürülerek, dört ay boyunca Erkan-ı Harbiye’de misafir edilmiştir.

Misafirliği sırasında o dönem Erkan-ı Harbiye Umumi Vekili olan Mareşal Fevzi Çakmak ’ın portresini yapmıştır. Yukarıda görmüş olduğunuz portre ise 1923 yılında İstanbul’da tamamlanmıştır.

Not: Lifij, beyaz tenli anlamına gelir. Hüseyin Avni ’nin ait olduğu Çerkez soyunun bir kolunun adıdır.

 

 

ATATÜRK ( Nazmi Ziya Güran)

 

Türk Devlet Adamlarının Portreleri

Türk Devlet Adamlarının Portreleri -Mustafa Kemal ATATÜRK

 

1881 yılında, Nazmi Ziya Güran (1881 – 1937) İstanbul ’da dünyaya geldiğinde, tam kırk dört yıl sonra portresini yapacağı Mustafa ’da aynı yıl Selanik ‘te hayata gözlerini açmıştı. Çocukluğu ve gençliği İstanbul ’da geçen Nazmi Ziya Türk ressamlar arasında “Işığın Ressamı” olarak anılmaktadır.

Nazmi Ziya babası Mehmet Ziya ’nın ısrarıyla Mülkiye ’de okudu fakat babası hayatını kaybedince her şeyi bir tarafa bırakıp tabiri caiz ise yüreğinin götürdüğü yere gitti. Resme yöneldi. Fransa’ya eğitim almaya giden ilk grup içerisinde Nazmi Ziya da vardı.

1914 yılında, I. Dünya Savaşının başlaması ile eğitimleri yarıda kaldı ve Türkiye ’ye döndüler. Bundan dolayı bu gruba “1914 Kuşağı” adı verilir.

Fransız ekolü izlenimcilik (empresyonizm) akımına yönelen ressamlar arasında bu tarzla en çok bağdaşan çalışmaları Nazmi Ziya üretti.

Portre, natürmort, tarihi konular, iç mekan ve dini yapılar Nazmi Ziya ’nın pek ilgilendiği konular değildi. Nazmi Ziya ’yı tam anlamıyla bir manzara ressamı olarak niteleyebiliriz. Yelkenli mavnalar, deniz, liman, Boğaziçi ve kır görünümleri üzerinde çok fazla çalışma yaptı.

Sınırlı sayıda yapmış olduğu portreler arasında- genellikle Fransız eşi Marcelle, kızları Canan ve Mihriban ’ın portreleridir. Fakat en iyi portre çalışması kuşkusuz “Atatürk” portresidir.

Az sayıda yaptığı portrelerle ve manzara içerisinde kullandığı figürlerin insan anatomisine ne kadar hakim olduğunu ortaya koyar. Yukarıda görülen Atatürk portresi sadece Atatürk portreleri arasında değil Türk resim Tarihi içinde de özel bir yere sahiptir.

Asker üniforması içinde resmedilmiş olan Mustafa Kemal Atatürk ’ün elinde bir dürbün vardır ama aydınlık arka plan bir savaş alanı değildir. Manzara ressamlığında çok usta olan Nazmi Ziya Güran bu portrede arka alan için bir manzara seçmemiş olması ilgi çekicidir. Etrafında herhangi bir mekan ayrıntısının bulunmadığı portre, Cumhuriyet ‘in ilanından sonra yapılmasından dolayı ülkenin batıya yönelen geleceğine bir göndermedir.

146 X 96,5 cm boyutlarında olan eser Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Koleksiyonu ’nda bulunmaktadır.

 

 

Çoban Sülü (Şenol Yorozlu)

 

Türk Devlet Adamlarının Portreleri

Türk Devlet Adamlarının Portreleri – Süleyman DEMİREL

 

Türkiye siyasi yakın tarihinin önemli ve nev-i şahsına münhasır karakterlerinden biri olan Süleyman Demirel, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile başladığı devlet kademelerindeki çeşitli görevlerden sonra siyasete atılmıştır.

Yedi kez gidip sekiz kez gelen başbakan olarak bilinen ve nihayetinde siyasi yaşamını devletin zirvesi olan Cumhurbaşkanlığı mevkisinde tamamlamış bir siyasetçidir.

Bu resmin yapıldığı tarihte 1996 yılında da Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı’ydı. Hükümeti kurma görevini ikinci kez Necmettin Erbakan ’a vermişti. Erbakan ve Tansu Çiller yönetiminde ki Doğru Yol Partisi koalisyon ortağı olarak devleti yönetirken 28 Şubat 1997 tarihinde yaşanan postmodern darbe olarak anılan bir hareketle düşürülecekti.

Türkiye ’nin içene düştüğü bunalımdan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ’in sorumlu olduğunu düşünen sanatçı Şenol Yorozlu Süleyman Demirel ’in bu farklı portresini yaparak onu hicvetme yoluna gitmiştir.

1978 yılında Mimar Sinan üniversitesi Yüksek Resim Bölümü Neşet Günal atölyesinden mezun olan Şenol Yorozlu siyasi tarihin bu bilindik yüzünü kendine has mizahi üslubuyla yorumlamıştır.

Süleyman Demirel’in o çok bilindik Çoban Sülü lakabı portrenin çiziminde ana etkeni oluşturmaktadır. Şenol Yorozlu ’nun karikatür dergilerinde çizerlik yaptığı bilgisini de ortaya koyduğumuz zaman bu portrenin bu şekilde ele alınması daha da anlam kazanmaktadır.

“Çoban Sülü” portre de yüzü siyaha boyanmış ve geleneksel ege yöresi kıyafetleri içerisinde resmedilmiştir. Yorozlu’nun koyduğu politik tavır ve muhalif kişiliği bu tabloda da ortaya konmuştur.

Not: Süleyman Demirel  ’e Çoban Sülü lakabı ilk olarak Necip Fazıl Kısakürek tarafından “Süleymanname” adlı şiirinde verilmiştir.

185 X 185cm boyutlarında olan bu eser özel bir koleksiyonda bulunmaktadır.

 

İşten, okuldan arta kalan kıt zamanınızda, sosyal medyada gezinen gerekli, gereksiz bu kadar popüler kültür malzemesi arasında sanat, felsefe ve edebiyata zaman ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için sizi ayakta alkışlıyor ve teşekkür ediyorum.

Hürmetler. Esenlikler dilerim.

Yorum yapmak ister misiniz ?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.