Aristoteles’in Varlık Görüşü

Aristoteles,M.Ö. 364 yılında Kuzey Yunanistan’da bulunan Stagira kasabasında doğmuştur. Babası doktordur. Atina’ya geldikten sonra Platon‘un akademisine girmiş ve 347 yılında Platon ölene kadar Akademi’de kalmıştır. Felsefesinin gelişmesinde Platon ile yaptıkları karşılıklı konuşmaların etkisi şüphesiz çok büyüktür.

Platon’un ölümünden sonra Atina’yı terk eden Aristoteles, İskender’in hocası olmak üzere Makedonya’ya davet edilir. Aristoteles burada birkaç sene kaldıktan sonra Atina’ya döner ve Lykeion adlı kendi okulunu kurar. Daha sonra politik nedenlerle yapılan suçlamalar üzerine Atina’yı terk etmek zorunda kalır. Aristoteles’in ölümü M.Ö. 322 yılındadır.

 

 

Aristoteles’in Varlık Görüşü

Ne Vardır? Var Olan Nedir? (Ti Esti? Ti Esti To?)

Aristoteles’te kendinden önceki tüm filozoflar gibi neyin gerçekten var olduğunu bulmak için çabalamıştır.

Aristoteles’in felsefesi de Antik Yunan felsefesinin en önemli soruları olan ‘ti esti?’ yani ‘ne/neler vardır?’ ve ‘ti esti to?’ yani ‘bu var olan nedir?’ sorularıyla başlar. Fakat o varlık konusunda diğer tüm filozoflardan daha fazla yol almıştır. Düşüncelerini daha sağlam dayanaklara oturtur.

 

Aristoteles'in Varlık Görüşü

Aristoteles ve Aristoteles’in Varlık Görüşü

 

Bu tip sorularla sorgulamaya başlamak bize felsefenin ontolojik temelli olduğunu göstermektedir. Bu durum sadece Aristoteles özelinde geçerli değildir elbette, pre-sokratik filozoflardan başlamak üzere Descartes’e uzanan süreç boyunca karşımıza çıkan felsefedeki temel kabullerden biridir. Descartes’le birlikte felsefe ontolojik temelli olmaktan çıkıp epistemolojik temele oturmuştur. Bu epistemolojinin temel olma durumu ise Hegel ili birlikte zirve konumuna ulaşır.

Aristoteles’in ontolojik görüşü ve ele aldığı temel problemler kendinden önceki filozofların eleştirilerine dayanır. Onun yaşadığı dönemde Yunan felsefesinde tam olarak bugün bildiğimiz manada olmasa da biri idealist, biri materyalist iki farklı yol olduğunu söylemek mümkündür.

O kendinden önceki filozofların varlık’ı doğal varlıklarla sınırladıklarını söyler. Onlar daha çok doğada var olanların arkhe’sini yani her şeyin kendinden çıktığı ana maddenin, ana unsurun peşine düşmüş durumdadırlar.

Bu ilk dönem filozoflar daha çok evrendeki her şeyi genelde maddi yapıda olan ilk ilke veya arkhe’ye bağlarlar. Nitekim Thales su, Anaxsimenes hava, Herakleitos ateş, Empedokles hava-su-toprak-ateş şeklindeki maddi ilkelerden bahsetmişlerdir. Yani bu az önce bahsedilen yollardan ilki olan materyalist (tam anlamıyla olmasa da) anlayış Thales’ten başlayıp atomculara kadar uzanır. Bunun yanında diğer bir yol olan idealist (tam anlamıyla olmasa da) anlayışın neferleri arasında Parmenides. Pythagorasçılar ve Platon ilk ilke olarak matematik ilkelerini benimsemişlerdir.

 

İlginizi Çekebilir: Platon ‘da Varlık ve İyi İdeası

 

 

Aristoteles’e Göre Var Olan

Aristoteles’ten beri ontoloji bir varlık bilim olarak tanımlanmaktadır. Fakat Aristoteles varlıktan değil var olandan bahseder. Aristoteles’e göre ontoloji ‘var olanı var olan olarak ele alan’ bilimdir. Bu tanımı ilk kez o kullanmaktadır.

Aristoteles var olanı en genel anlamıyla ikiye ayırmaktadır;

  • Asıl anlamda var olan,
  • İlineksel anlamda var olan,

 

Asıl anlamda var olan da tür bakımından ikiye ayrılır;

  • Duyusal olan yani maddi içerikli şey.
  • Düşünsel olan yani maddi olmayan şey.

 

Duyusal ve düşünsel olan olan da yine kendi içlerinde ikiye ayrılmaktadır;

Duyusal Olanlar;

  • Oluş ve yok oluşa tabi olanlar
  • Ezeli ve ebedi olanlar

 

Düşünsel Olanlar;

  • Kendi başına var olanlar.
  • Kendi başına var olamayanlar.

 

Var olanı türlerine göre ayıran Aristoteles başka bir ayrımda daha bulunur. Bu da var olanların var olma tarzlarıdır. Var olanlar tarzları bakımında üç farklı bölüme ayrılırlar;

  • Olanak halinde var olanlar.
  • Amacını kendi içinde taşıyarak var olanlar.
  • Etkinlik halinde var olanlar.

 

Daha önce Aristoteles’in varlık’tan asıl anlamda var olan’ı anladığını dile getirmiştik. Buradan hareketle asıl anlamda var olmak ne anlama geliyor? sorusuna Aristoteles nasıl bir yanıt veriyor gelin beraber bakalım.

Asıl anlamda var olma aynı zamanda özü gereği var olma ile aynı anlama gelmektedir. Asıl anlamda var olan ‘bir şeyi o şey yapan şey, yani onun tözünü ifade eden şey’ dir. Asıl anlamda var olanları daha önce duyusal olanlar ve düşünsel olanlar diye ikiye ayırmıştık.

 

Aristoteles Metafizik eserinde:

 

Aristoteles'in Varlık Görüşü

Metafizik – Aristoteles | Aristoteles’in Varlık Görüşü

 

“Genel kanıya göre Töz’ün en açık biçimde kendilerine ait olduğu şey, cisimlerdir. Dolayısıyla genel olarak sadece hayvanlar, bitkiler ve onların kısımlarını değil, Ateş, Su, Toprak gibi doğal cisimleri ve bu türden diğer öğelerin her birini ve gerek bu öğelerin kısımlarını, gerekse onlardan meydana gelen tüm varlıkları örneğin fiziksel evren ve kısımlarını, yani yıldızlar, Ay ve Güneş’i birer töz olarak adlandırmaktayız.”

Buradan da anlaşılacağı üzere Aristoteles için asıl anlamda var olanlar duyularla algılanabilen tek tek var olanlardır. Çünkü diğer var olan şeyler bu tekle girilen çeşitli ilişkiler neticesinde varlık kazanmaktadır.

Düşünsel varlık türünden bahsedecek olursak; bunların varlıklarını düşünce ürünü olmayan ama varlığı ancak düşünmeyle kavranabilen varlıklar ve düşünmenin bizzat kendisinin yaratmadığı ama şeylerden soyutlamayla elde ettiği şeyler şeklinde iki gruba ayırabiliriz.

Aristoteles, düşüncenin ürünü olmayan düşünsel varlıkları, var olmak için başka varlıklara ihtiyaç duymadıklarından dolayı bütün var olanların varlık nedeni olarak görür.

 

Metafizik Bir Bilim midir?

Aristoteles’in zihnini meşgul eden sorulardan biri de ‘Evrensel bilim mümkün müdür?’ sorusudur.

Bu problem aslında doğrudan metafiziğin bir bilim olup olmadığına dair bir sorudur ve Aristoteles bunun mümkün olduğu yönünde bir düşünceye sahiptir. Bu bağlamda ‘var olan her şey, kendisine sadece var olmak bakımından ait olan belli bir doğaya sahiptir ve bu doğanın bilinmesi mümkündür.’ çıkarımını yapar.

Buradan hareketle Aristoteles üç farklı bilim sahası olduğunu ve bunların da kendi varlık düzenleri olduğundan söz eder. Bunlardan

Fizik: ‘Bağımsız bir varlığa sahip hareketli varlıkları inceler.’

Matematik: ‘Bağımlı ve hareketsiz varlıkları inceler.’

Teoloji (Metafizik): ‘Bağımsız ve hareketsiz varlıkları inceler.’

 

İlginizi Çekebilir: Aristoteles ve Metafizik Kavramı

 

Töz

Metafizik var olanların ilk ilke ve nedenlerini disiplindir. Aristoteles felsefesinde ‘neyin gerçekten var olduğu’ sorusu üzerinde durur.

Onun felsefesinde metafizik var olanı var olmak bakımından ele alan bir disiplin olarak karşımıza çıkar. Ona göre var olmak ‘hakkında konuşulabilecek ve tanımlanabilecek bir şey olmaktır.’

Aristoteles’in varlık felsefesinin temelinde yer alan ve en önemli yeri oluşturan töz konusu oldukça hassas bir konudur. Çünkü töz varlığın ilk kategorisi ve dayanak durumudur. Diğer bütün kategoriler töz var olduğu için vardır. Bu nedenle asıl anlamda varlık tözdür. ‘Bir şeyi o şey yapan şey.’ Yani töz.

Aristoteles Metafizik adlı eserinde tözün iki farklı anlamından bahseder:

  1. Töz bir anlamıyla en son dayanak (essentia olarak uosia), başka hiçbir şeyin yüklemi haline getirilemeyendir.
  2. Töz bir diğer anlamıyla da özü bakımından ele alınan bir şey olarak (maddeden) ayrılabilen şeydir, yani her varlığın şekli veya formudur (substantia olarak uosia).

Essentia ile substantia arasındaki fark, ikincisine maddenin dahil olmasıdır.

Aristoteles’te ‘varlık’ın ne olduğu sorunu aslında tözün ne olduğu sorunudur.’ O asıl var olanın töz olduğunu ve varlığın araştırılmasının tözün araştırılması olduğunu ifade eder. Bunu söylerken de dikkate aldığı şey, oluş ve bozuluşa tabi olmayan varlıklardır. Bunlar göksel cisimlerdir.

Aristoteles’te tözün dışında kalan kategoriler varlığın basit dalları ve görüntüleridir. Töz üç bakımdan kategorilerden önce gelir;

  • Töz bağımsız bir şekilde var olabilir ama kategoriler bağımsız şekilde var olamazlar.
  • Töz tanım bakımından önce gelir. Başka bir kategorinin bir elemanını tanımlarken mecburen hiç fark etmesek bile tözün tanımını koymamız gerekir.
  • Töz bilgi bakımından önce gelir. Bir şeyin ne olduğunu bildiğimizde onu, niteliğini ve niceliğini veya yerini bildiğimize oranla daha iyi biliriz.

Aristoteles’e göre üç tür töz vardır;

  1. Madde
  2. Maddeden bağımsız olan form.
  3. Madde ve formun birleşmesinden meydana gelen şey.

Madde ve form doğada ayrı olarak bulunmazlar bu sebeple Aristoteles bunların ayrımını ancak mantiki bir düzeyde kavranabilecek bir şey olduğunu söyler.

Aristoteles’te form ve nesne birbirinden kesin olarak ayrılmaz. Bunun sebebi de, form’un, gerçek cevher olan madde ile bileşiminin bileşik cevheri teşkil etmesidir. Doğada belli bir şekil almış madde ile karşılaşmamızın sebebi budur. Buradan anlaşılıyor ki; madde ile formun ilişkisi, tohumla meyvenin ilişkisine benzer şekilde oldukça doğaldır.

 

Aristoteles'in Varlık Görüşü

Aristoteles’in Varlık Görüşü

 

Madde (hyle), bu maddeye belirli bir belirlenim veren form ve nihayetinde madde ve formun birleşiminden meydana gelen somut birleşik varlıktır.

Form gerçek belirle bir şey değildir. O ancak madde ile birliğinde vardır. Tür olarak insan bir şey ifade etmez. Ama Sokrates’i Sokrates yapan, diğer kişilerden ayıran özelliği maddesinin belirlenmesi sonucunda girdiği formdur.

Aristoteles bireysel varlığı form ve madde gibi iki unsuru olan bileşik varlık olarak nitelendirir. Öyleyse töz, bir form ve bir maddeden oluşmaktadır. Doğada maddesiz bir form ya da formsuz madde görmek mümkün değildir.

Aristoteles’in düşüncesinde madde belirsiz ve kuvve halinde varlık olması sebebiyle, varlığın meydana gelişinde bir imkandır, doğuşun ve oluşun çekirdeği, olmazsa olmazı ve unsurudur.

Somut varlık, sert olan bu çekirdeğin patlaması ve ondaki potansiyelin, imkanın gerçekleşmesidir. Ayrıca madde formunda tohumu olarak görülür çünkü onda form kuvve haliyle mevcuttur. Madde daima başlangıçtır. Bireyleri birbirinden ayırt eden unsur form değil maddedir.

Madde doğası gereği bölünemezdir. Çünkü madde kendi başına belirsizdir. Madde potansiyel olarak bir forma girme özelliğine sahiptir. Yani Aristoteles’in söylediği şey; etrafımızdaki her şey sürekli olarak değişir ve bu değişme yeni bir form kazanma sürecidir. Bu forma girişin bir nedeni vardır elbette.

Aristoteles Metafizik kitabının beşinci bölümünde bu nedenleri şöyle sıralar;

  • Maddesel Neden: Bir heykelin kendisinden yapılmış olduğu taş, mermer, bronz o heykelin maddi nedeni durumundadır.
  • Formel Neden: Taş ya da mermerden yapılmış bir heykeli diğer nesnelerden ayıran bir şekli bulunmaktadır. Bu şekil formel neden durumundadır.
  • Fail Neden: Hareket ettirici neden yani heykel kendi başına şekil alamayacağından dolayı onu heykel haline getiren heykeltıraş fail nedendir.
  • Gayi (Ereksel) Neden: Bir şeyin kendisi için olduğu şeydir. Bir heykelin güzel görünmesi ya da hoş bir nesnenin oluşturulması gibi amaçlarla yapılması onun gayi yani ereksel nedenidir.

Yukarıda sayılan dört nedenden ikisi içkin diğer ikisi aşkın nedenlerdir. Aristoteles’e göre bu dört neden her zaman ve her yerde iş başındadır. Yani bu dört nedenin etkili olmadığı bir durum ya da oluşum söz konusu değildir.

 

Aristoteles’in Varlık Görüşü – Hareket Etmeyen Hareket Ettirici

Aristoteles’in varlık felsefesinde en yüksek varlık hiç şüphesiz hareket etmeyen ‘hareket ettiricidir.’

Hareket niceliksel ya da niteliksel ve yer değiştirme olarak ortaya çıkabilir. Gerçek anlamda oluş ve yok oluş yoktur. Hareket potansiyel ile aktüel arasında durmaktadır ve birinden diğerine geçişi ifade eder. Her hareket için bir hareket ettirici şarttır.

Harekete sebep olan hareket ettirici ya hareket halinde ya da sükun halinde bulunur. Hareket halinde ise başka bir varlığın hareket etmesine sebep olur. Bu zincir doğal olarak ilk hareket ettiriciye kadar götürülebilir.

O halde kendisi ezeli olan ve maddeye ilk hareketi veren fakat kendisi hareket etmeyen bir varlığa ihtiyaç vardır. Bu hareket ettirici, evrene ilk hareketi vermiştir. Bu varlık kainattaki bütün hareketin ve varlığın sebebidir. İlk hareket ettirici yalın formdur, yalın aktüalitedir. En yüksek amaç ve mutlak ruhtur.

Evrendeki tüm canlılar en yüksek iyi olan bu ilk hareket ettiriciye doğru sevgiyle hareket etmektedir. Aristoteles ezeli hareket ettiriciye en yakın gördüğü varlıklar ay üstü alemdeki yıldızlar çünkü bu varlıklar değişim söz konusu değildir ve hareket en mükemmel manada burada gerçekleşir. Orada başlayan hareket zincirleme bir şekilde ay altı aleme sirayet etmiştir.

 

Aristoteles’in Varlık Görüşü – Mekan ve Zaman

Aristoteles mekan meselesi üzerine ise şunları söyler. Her cisim bir mekan işgal ettiği için, her mekanda bir cisim vardır.

Aristoteles’e göre, bir şeyin mekanı o şeyi ihtiva eden hareketsiz cismin iç sınırı olmaktadır. Aristoteles buradan mekanın bir yüzey, bir kap gibi kuşatma olduğunu ve nesne ile birlikte bulunduğu sonucunu çıkarır.

Aristoteles mekanın varlığından sonra zamanın varlığını incelemeye geçer. Ona göre bölünebilir bir şeyin var oluşu, zorunlu olarak, bütünlerin veya parçaların bir kısmını varlığını gerektirir. Öyleyse zamanın kısımları, bir bölümü geçmiş bir bölümü gelecek olan şeylerdir ve zaman bölünebilir bir şeydir.

Zaman var olup bölünebildiğine göre, an ile olan münasebeti nasıldır?

Başka bir deyişle an zamanın bir parçası mıdır?

Aristoteles’e göre an, zamanın bir parçası değildir.

Aristoteles, Metafiziğinde Tanrı dediği varlığı Fizik adlı eserin ilk hareket ettirici olarak ifade eder ve onun ezeliliğini, birliğini ve zorunluluğunu ispata çalışır.

Aristoteles’e göre kendi kendine hareketsiz, ezeli bir hareket ettiricinin zorunlu olarak hareket ettirdiği ilk şeyin de ezeli ve sonsuz bir şekilde hareket ettirilmiş olması gerekir. Sonlu hiçbir şey sonsuz bir zaman esnasında hareket edemez bunun yanı sıra hiçbir sonsuz hareketin de sonlu bir hareket ettirici tarafından meydana getirilemez.

Tanrı ilk hareket ettirici hareketinden sonra herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Aristoteles’in ilk hareket ettiricisi bölünmez, parçalara ayrılmaz, miktarsız, uzamsız bir ‘BİR’ olduğunu söylemek mümkündür.

 

 

Kaynaklar:

  • Öne Çıkan Görsel (https://www.thetrueconnection.com/aristotle-on-the-meaning-of-life/)
  • Aristoteles: Yaşamı, Yapıtları ve Felsefesi – Prof. Dr. Hatice Nur ERKIZAN (Özne Dergisi Aristoteles Özel Sayısı)
  • Metafizik – Çeviri Prof. Dr Ahmet Arslan – Divan Yayınları
  • https://nereye.com.tr/tanitima-ihtiyaci-olmayan-bir-insan-aristoteles/ (Görsel)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.