Antik Yunan’da Din Anlayışı

Yunan tanrıları efsanesini ve onların yapmış olduğu çılgınlıkları, garip davranışları birçoğumuz duymuşuzdur. Peki bu Tanrılar neden böyle çılgınlar! Antik Yunan da yaşayan insanlar bunlara neden ve nasıl tapıyordu? Antik Yunan’da Din Anlayışı, Aninizm, Homeros ve Hesiodos.

 

 

Antik Yunan’da Din Anlayışı

 

Antik Yunan Tanrıları

Hepimiz Antik Yunan’a ait Tanrı isimlerine aşinayız. Zeus, Afrodit, Eros, Poseidon gibi isimleri duymuş olmanız kuvvetle muhtemeldir. Bunları duymamış olsanız bile Mars, Venüs gibi gezegen isimleri de aslında Antik Yunan Tanrılarıdır.

 

Antik Yunan 'da Din Anlayışı

Eski Yunan Tanrısı – Poseidon | Antik Yunan’da Din Anlayışı

 

Antik Yunan’da, dinde rahipler doğudaki rahipler gibi tanrıların özel ilgisini taşıyan kişiler değillerdir.

Her Yunanlı dinini ve tanrılarını kendi dünya görüşüne göre tanımakta ve yorumlamakta serbestti. Dinde kesin olarak tespit edilmiş bir takım dogmalar yoktu.

Tanrı tasvirleri Eski Yunan dininde de diğer neredeyse bütün medeniyetlerde olduğu gibi ya güçlü hayvanlar (boğa, şahin) ya da yarı hayvan yarı insan şeklinde yaratıklardı.

 

Antik Yunan'da Din Anlayışı

Sandro Botticelli – Venüsün Doğuşu | Antik Yunan’da Din Anlayışı

 

İlginizi Çekebilir: Rönesans Döneminin Önemli Eserlerinden Örnekler

 

Bu durum Homeros’un İlyada‘sın da değişmiştir. Homeros Tanrıları insan şeklinde tasvir etmiştir. Bu durum tarih ilerledikçe insanoğlunun kendine güveninin artığının bir simgesi olarak tarihte yerini almıştır.

Aristoteles Yunan’da Fizyologlardan (doğayı konu alanlardan) önce Teologlar yani bilimi efsanelere dayandıranlardan bahseder. Aristoteles’in bilim dendiğinde şu an bilim olarak bildiğimiz şeyden farklı bir şey kast ettiğini bilmeliyiz.

Birinci grup yani doğayı konu alanlar Thales ile başlar. İkinci grupta ise köşe taşları olarak Homeros ve Hesiodos ‘u saymak mümkündür. Homeros ve Hesiodos’un filozof tanımına uymadıkları gayet açıktır.

Fakat Hesiodos için efsaneden felsefeye geçişin bir köprüsü olmuştur dersek yanılmış olmayız. Hesiodos, Yunan düşüncesinde evren hakkında felsefe öncesinde, az çok sistemli bir tasavvur oluşturma çabasında olduğu aşikardır. Günümüzde ki ilkel toplumlarda dahi evrenin kuruluşu ve varoluşu temelde dinsel ve efsanevi olarak adlandırılabilir.

 

 

Animizm ve Sonrası

Bu tür ilkel toplumlarda en fazla rastlanan şey “Animizm” dir.

Animizm bütün doğayı ve doğal varlıkları bizimkine benzeyen iradelerle donatmak ve canlı varlıklarla, cansız varlıklar arasında herhangi bir ayrım yapmamaktır.

Eski Yunan’da Homeros’u kaynak olarak alacak olursak, Animizmden de bir adım öteye gidilerek çok tanrılı bir din ortaya çıkmıştır. Bu dinde Tanrılar ve insanlar arasındaki ilişki doğa yasalarının üzerine çıkmaz fakat doğa yasalarından kastın ne olduğu oldukça muğlaktır.

Hesiodos’un Homeros’tan yaklaşık bir yüzyıl sonra yaşadığı hesaplanmıştır. Hesiodos’un Tanrıların Doğuşu isimli eserinde evrenin nasıl oluştuğuna dair genel bilgiler mevcuttur. Yukarıda Hesiodos’un efsaneden felsefeye geçişte bir köprü vazifesi gördüğünü söylemiştik.

Hesiodos’un aslında bir kozmogoni olan teogonisinin yani tanrıların nasıl doğduğunu, evrenin nasıl doğduğu ile açıklaması felsefeye bazı faydalar sağlamıştır. Bu faydalar özetle;

  • Tanrılarla ilgili bütün tasavvurları tek bir sisteme indirgemiştir.
  • Khaos teorisi ile şeylerin bir başlangıcı olduğunu düşünmüştür.
  • Şeylerin kaynağını tek bir sisteme indirger.

 

 

Homeros ve Hesiodos

Antik Yunan’da çoktanrıcılığın kaynağı olarak tabi ki Homeros ve Hesiodos gösterilir. Homeros ve Hesiodos’un eserleri birbirinden tamamen farklı dünya tasavvurlarını içermektedir.

 

Homeros | Antik Yunan'da Din Anlayışı

Homeros | Antik Yunan’da Din Anlayışı

 

Heredot ‘a göre bu iki insan Yunanlılar için bir tanrılar sistemi ortaya çıkarmıştır. Tanrılara ad ve lakaplar vermişlerdir. Tanrılar için bir görev sistemi oluşturmuş ve her tanrı için bir nüfuz alanı belirlemişlerdir. Fakat Antik Yunan’daki tek din bu değildir.

Homeros’un tasarlamış olduğu din varlıklı, zengin kudretli kendine güvenen bir sınıfın dünya görüşünü yansıtmaktadır.

Bu insanların özgüvenleri o kadar yüksektir ki; tanrıları düşündüklerinde onları ancak kendileri gibi bir bedene sahip varlıklar olarak tahayyül edebilmişlerdir. Bu durumu kendilerini tanrılaştırmak istemişlerdir diye yorumlamak çok yanlış olmaz. Antik Yunan’da insanlar öldükten sonra hayatın varlığına inanırlar lakin bu hayat onlar için bir gölge hayattan ibarettir.

 

 

Hesiodos Avam’a Hitap Eder

Hesiodos’un tasarlamış olduğu din ise Yunan topraklarında ki “halk” diye tabir ettiğimiz sınıfı tatmin etmek için oluşturulmuş gibidir. Yani daha avam tabakanın ihtiyaçlarının giderilmesi için ortaya çıkmıştır.

Hesiodos’a göre evrenin yaratılmasından sonra kendi yaşadığı zamana kadar beş kuşak geçtiğini söylemektedir.

  • Altın Kuşak (Tanrılar tarafından yaratılan)
  • Gümüş Kuşak
  • Tunç Kuşak
  • Tanrısal Kahramanlar Kuşağı (Homeros’un yaşadığı kuşak)
  • Demir Kuşak

 

Hesiodos

Hesiodos | Antik Yunan’da Din Anlayışı

 

Hesiodos şiirlerinde sürekli haksızlıktan, adaletsizlikten, insanların tembelliğinden yakınır. Homeros’un tanrıları Hesiodos’ta yaşamaya devam eder. Homeros’tan farklı olarak Tanrıların görevleri ve nüfuzları değişmiştir.

Homeros ve Hesiodos’un Eski Yunan için oluşturduğu dinler dışında da bazı inançlar mevcuttur. Ege havzasında ortaya çıkmış ilk önemli uygarlık Girit Adasında ortaya çıkan “Minos” uygarlığıdır. Bu uygarlıktaki Tanrı anlayışı Doğa Tanrıçası anlayışıdır.

Tanrılar Anadolu’da tapılan diğer tanrılara yani “Kybele ve Attis” gibi tanrılara benzerlik göstermektedir. Boğaya tapmak ve öte dünyaya inanmakta oldukça yaygındır.

Yunanistan’ın kendisinin ilk yerli dinleri hakkında bilgi oldukça azdır. İ. Ö. 2000 yıllarında Akhalar tarafından istila edilen Yunanistan, Akhalar’ın bu dönemde yaratmış oldukları uygarlık “Miken” uygarlığı olarak bilinir.

Homeros ve Hesiodos’un yarattıkları dinler bazı insanları tatmin etmemiş ve İ.Ö 6 yy dan itibaren halk eski inançlarının yeni bazı şekiller altında çok güçlü bir biçimde canlandığını görmek mümkündür. Bu durum Demeter ve Dionizos kültü gibi bazı yeni kültler ortaya çıkmıştır.

 

Homeros - İlyada

Homeros – İlyada

 

Demeter Kültü (İlahisi)

Bu şiir, Yunan dinsel düşüncesi tarihinde, intisap edenlere öbür dünyada onları daha mutlu bir akıbetin beklediği sözünün verildiği en eski edebi belge olarak dikkat çeker.

Demeter bereket tanrıçasıdır. Acı çeken bir tanrıçadır. Demeter kültü, yabancılar hariç olmak üzere herkese, hatta kölelere bile açıktır.

 

Dionizos Kültü

Dionizos bir tanrıdır. Zeus’un oğludur. Acı çeken bir tanrıdır. Çünkü Titanlar genç yaşta onu öldürmüş,parçalamış ve yemiştir. Ancak Athena ondan bir parçayı (yüreğini) kurtarmıştır.

Zeus’ta yeni bir Dionizos yaratmak üzere onu yutmuş ve Titanları cezalandırmak için Titanları kül etmiş ve bu küllerden insanı yaratmıştır. İnsanda hem iyilik hem kötülüğün bulunması bu yüzden olmuştur.

 

Orpheus Kültü

Efsanelerde, efsane bir şarkıcı olan Orpheus‘a bağlanmıştır. Efsaneye göre Opheus çok usta bir çalgıcıdır. Orpehus çaldığı zaman canlı cansız ne varsa hepsini arkasından sürüklemektedir. Bu kültün asında Dionizos kültünün başka bir versiyonu olduğunu söylemek mümkündür.

Orpheus’un karısı Eurydike ölür ve onu Hades’ten çıkarmak isteyen Orpheus yer altına iner. Ona yeryüzüne çıkana kadar bakmamak şartıyla geri dönüşe izin verilir ama Orpehus bu kurala uymaz ve parçalanıp ölür.

Şüphesiz çok yüzeysel olarak anlattığımız din anlayışını derinleştirmek mümkündür. Homeros ve Hesiodos şüphesiz bu derinleşmeyi hak eden isimler bunun dışında kalan diğer din anlayışlarını derinliştirmek kabil olsa da konunun uzmanı olmayan kişiler için çok önem arz etmediğini ve yüzeysel bilginin kafi geleceğini düşünmekteyim.

 

Homeros ve Mitololoji içeriğine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Hesiodos ve Mitoloji içeriğine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.