Homeros ve Mitoloji

Antik Yunan’da Din Anlayışı başlıklı içeriğimizde, Homeros ve Hesiodos ile ilgili ayrıntılı yazılar yazacağımız konusunda vaadde bulunmuştuk. İşte Homeros  ve Mitoloji yazımızı beğenilerinize sunuyoruz. Keyifli okumalar dileriz.

 

 

Mitoloji ve Homeros

 

Homeros ‘un Hayatı: Homeros, Kör ve İhtiyar Bir Şair

Homeros’un hayatı ile ilgili çok az bilgi mevcuttur. O yüzden hayatından çok şiiriyle ilgili bilgi vermek yerine şiiri üzerinde incelemede ve mitolojik karakterlerini anlatmayı daha eftal bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Hayatıyla ile Herodot ‘un söylediği bir kaç cümle ile yetinelim.

Homeros’un kör ve ihtiyar bir şair olduğunu, oradan oraya dolaşarak şiir okuyup geçimini sağladığını aktarmıştır.

 

Antik Yunan'da Din Anlayışı | Homeros

Homeros Kimdir?

 

Son yapılan arkeolojik çalışmalar Homeros ‘un Yunan Tarihin’de sanıldığı kadar erken bir döneme ait olmadığını göstermiştir.

Antik Yunan‘ın en çok bilinen isimlerinden biri olan Homeros’un dini için düstur olarak söylenecek bir cümle seçmek istersek “İnsanın kendi kişiliğinden daha yüksek kişilik ya da kişilere bağımlı olduğu bilinci” demek sanırım doğru bir seçim olur. Çünkü Homeros ‘un dininin en çarpıcı ve karakteristik özelliği, hem insan hem de doğanın göksel güçlere ne kadar bağımlı olduğunu göstermesidir.

İnsan Homeros ‘ta nereye dönerse dönsün, kendisini ilahi bir zatla temas halinde bulur. Thales’in de dediği gibi “Her şey tanrılarla doludur.”

Homeros için denizde yakalandığınız bir fırtına, bir doğa olayı bir atmosferik durum değildir. Bu fırtına ve dalgaların sebebi tanrının kişisel eylemidir.

 

 

Homeros’ta Şiir Hakikattir ve Hakikatte Şiirdir

Homeros’ta şiir hakikattir ve hakikatte şiirdir.

Homeros’ta ilahi olan, kalabalık varlığıyla evrenin tüm bölümlerine nüfuz eder ve ona tüm parçalarında yaşam verir; kendisini sadece doğal olayların tekdüze ve düzenli ardışıklığında değil, aynı zamanda, daha sonraki çağların mucize olarak hükmettiği, doğal yasanın istisnai ve keyfi kesintilerini de açığa çıkarır.

Her şeyi kucaklayan tek bir Tanrı yerine, her biri kendine ait alana, yeteneklere ve haklara sahip ve her biri kendi emellerinin peşinden giden çok sayıda farklı karakter buluyoruz. Homerik, çok tanrıcılık açıksözlü ve dinginsizdir.

Tanrıların kararları kader ile sınırlıdır. Fakat kader kavramı Homeros’ta açık olmaktan uzaktır. Bazen kader kavramı Zeus‘un takdiri ile eş anlamlıdır bazen ise Zeus’ta bir kader ile sınırlanmıştır.

Homeros ‘un gökteki düzeni yani tanrılar arasındaki hiyerarşisi yer yüzündeki devletler arasında ki ve devletler içindeki düzeni örnek alarak kurduğunu söylememk mümkündür.

Yeryüzündeki kralın, yöneticinin karşılığı göklerde Zeus’tur. Bütün Tanrılar istekleri dışında olsa dahi onun verdiği kararlara uymak zorundadır. Bu şart bize Tektanrıcılığa giden bir ara yol gibi düşünmemizi imkanlı hale getirir.

Homeros’un Tanrılara bakış açısını anlatan en iyi cümlelerder biri ” İnsanlar ölümlü Tanrılardır, Tanrılar ölümlü insanlar.”

Homerik tanrıların daha az ruhani yönüne göre, onların yalnızca dışsal biçim ve özellikler açısından değil, aynı zamanda bedensel varlıktan ayrı düşünülmeyecek olan fiziksel zorunluluklar açısından da insanlığa benzediğini düşünmeliyiz. İnsanlara kadar olmasa da mekanda ve hayatta Tanrıların da yer tuttuğunu düşünmemiz ve bu konuyu böyle anlamamız gerekir.

Homeros’taki tanrılar gördüğümüz gibi, ideal olarak her şeyi yapmaya muktedirdir. Fakat şair, ilahiyatını ( oluşturduğu dini) o kadar yüksek bir seviyede tutamaz ve tanrıların bu her şeye muktedir olma durumu anlattığı olayların çoğu ile çelişir.

Homeros’ta tanrılar her şeyi bilmezler buna çarpıcı bir örnek olarak Zeus’un Hera tarafından kandırılmasını gösterebiliriz.

 

 

İnsan Mı? Tanrı Mı?

Homeros ‘ta tanrı tasavvurunun insanlığın ahlakına yön verecek ona bir standart sağlayacak durumda olmadığını söylemek mümkün ve doğru olacaktır.

Homeros’ta tanrıların insanlara örnek olmak, ahlaki anlamda onlara imrenilecek davranışlarda bulunmak gibi bir dertlerinin olmadğını söyleyebiliriz. Homerik şiirlerdi tanrılar bazen insan gibi muamele görürlür. Örneğin Venüs bir insanın elinden çıkan ok ile yaralanır. Mars üç ay boyunca zincire vurulur.

Homerik tanrıları daha aşağı ve daha yüksek nitelikleri bakımından abartılmı insanlar olarak görebiliriz.

 

Venüs'ün Doğuşu (Birth Of Venus) - 1485

Venüs’ün Doğuşu (Birth Of Venus) – 1485 

 

İyilik ve kötülük Zeus‘un insiyatifindedir. Olympos tanrılarının paganizm ile güçlü bağları vardır. Paganizmin altın kuralı olan “Dostlarınızı sevin ve düşmanlarınızdan nefret edin” cümlesini benimsemişlerdir.

Homeros insanların başına gelen her kötü şeyin müsebbibinin tanrılar olduğunu düşünülmesini istemez.

“Ne diye insanlar tanrılardan bilir birçok şeyi. Sanırlar bütün belalar bizden gelir, oysa kaderin dışında acı yığar başlarına kendi kendileri, kendi aşırılıkları.” Bu cümleler Homeros’un cüz-i iradeye bir göndermesi ona küçükte olsa bir alan açması olarak yorumlanabilir.

İnsanlar günah işlerken düştükleri gafletten genelde Zeus ‘u sorumlu tutar. (Çok saçma olduğunu düşünmeyin bugün herhangi bir dine iman edenler için günah işlemek “şeytana uymak” ile eş anlamlıdır.)

Homerik Tanrılar çok zaman insan kisvesine bürünerek, diğer insanları kandırırlar.

Tanrılar sadece bedensel iyiyi ya da kötüyü vermezler, aynı zamanda ruhsal iyi de tanrıların elindedir. Cesaret, bilgelik ve doğruluk gibi ruhsal iyileri de verirler. Tanrılar zaman zaman ahlaki yasaları ihlal ediyor olsalar bile Homeros onları yine de ahlak ve özellikle adaletin koruyucusu olarak görür.

 

 

Homeros’ta Kurban ve Dua

Homeros’ta Zeus’a çok sayıda kurban kesmek Tanrı korkusu taşıyan mübarek bir ruhun işaretidir.

Kesilen kurbanlara insan açısından bakarsak, kurban geçmiş iyilikler için duyulan minnet duygusundan çok, gelecek iyiliklerin umudunu ifade etmeyi amaçlar; ki bu nedenle Homerik dualarda Tanrı’ya önceki hediyeleri ve adakları hatırlatmak yaygın kullanılan bir durumdur.

Tanrıya dua etmek vardır ancak dua tanrıdan bir lütuf isteği ile yapılmaz, şimdiye kadar yapılmış olan ve yapılacak olan hizmetmlerin karşılığı olarak istekte bulunulur.

 

 

Homeros ‘ta Günah Anlayışı

Homeros ‘a göre günah nedir sorusunun cevabı; bireye açık olan hırs sahasının diğer insanların ve tanrıların haklarıyla sınırlıdır.

Günah bu şekilde belirlenmiş olan sınırların aşılması girişiminden oluşur. Günahın özü kendi çıkarını gözetme ya da kendini öne çıkarmadır. Buna aşırı güven ve kibiri de eklemek gayet olasıdır.

Özetle homorik görüşe göre günah, itidalin altın yasasının çiğnenmesidir.

Homeros‘ta sıkılıkla sefaletin ahlak bozucu olduğu ve refahın ise insan karakterini geliştirmek yolunda bir dayanak olduğu düşüncesinin varlığı göze çarpar. Böyle düşünme eğilimindedir. Hristiyanlık’ta bunun tam tersi bir durum söz konusudur.

Homeros’ta günahın kökenindeki neden ne olursa olsun, evrenin ahlaki dengesini bozduğuna derinden ikna olmuştur ve adaletin koruyucuları olarak Tanrıların işi, günahkara ceza vererek dengeyi yeniden sağlamaktır.

Tanrıların verdiği cezalar genel olarak öç almak olarak anlatılır.

Günah kesindir ve tanrıların günahı cezalandırcağı da kesindir; ama affetme tesadüfi ruh haline, tanrıların değişken olan sinir durumlarına bağlıdır ve belirsizdir. Anı anını tutmayan Tanrılar mevcuttur.

Homeros’taki insan yaşamı, lütuf kesinliğinin olmadığı bir yaşamdır.

 

 

Homeros ‘ta Ruh, Psykhe ve Benlik

Homerik şiirlerde ve aslında genel olarak Yunan Edebiyatı’nda yaşayan insan tek bir bölünmez varlık olarak değil, biri beden diğeri de ruh olan iki birbirinden ayrı ve ayrılabilir varlığın bir araya gelmesi olarak görülür.

Homeros görünmez dünyaya geçenin genelde ruh ve psykhe olduğunu söyler. Bu yüzden de yorumcular egoyu ruh ile özdeşleştirmeyi daha uygun bulurlar.

Psykhe yaşayan ve görünür bedende görünmez bir konuk gibi mevcut olan bir tür ikinci kişiliktir. Yaşam esnasında uyanık ve bilincimiz yerinde olduğu sürece “ikinci kişilik” sukut eder haldedir, ama beden uykuya daldığında, ruh uyanır ve çoğu zaman uyanık anlarımızda bizden esirgenen şeyleri gece açığa çıkarır.

 

Homeros - İlyada

Homeros – İlyada

 

Homeros’ta “benlik” dediğimiz zaman anlamamız gereken şey ruhtan ziyade bedendir.

Zaman ilerledikçe bu durum değişecek ve Platon ‘a geldiğimiz zaman “benlik” ruha daha doğrusu zihne(nous) dönüşecektir.

Psykhe, nefes veya hava mahiyetinde maddi bir varlıktır ve ağızdan ya da yaradan dışarı çıkar; insanın ruhu, der Homeros “Bir kez dişlerinin çitinden çıktığında” bir  daha geri dönmez.

Psykhe ölüler diyarına gider ölüler diyarı “tüm tanrılar arasında en nefret edilen olan Hades ve korkunç Persephone tarafından yönetilir. Hades’in krallığı sürekli bir gece ülkesidir ve Antik Yunan’da en çok tüylerin ürpermesine neden olan şeylerden biridir.

 

Homeros

Hades | Homeros

 

Homeros’a göre ölü ruhlar “kuvvetsiz kafalar” tamamen elle tutulmazdır. Etten, kemikten değildir. Diyaframı yoktur bu yüzden sesten, zeka ve duyudan yoksundur zira Homeros’a göre yaşayan insanda zekanın fiziksel olarak bulunduğu yer diyaframdır.

Homeros’un şiirleri dindarlık, itidal ve hakikat dersleriyle doludur. Ailevi toplumsal ve politik yaşamın erdemleri, arkadaşlık ve hayırseverlik, başkalarının haklarına saygı ve cesaret birçok ölümsüz örnekte somutlanmıştır.

 

Kaynak: Antik Yunan’ın Din Öğretmenleri – James Adam – Pinhan Yayınları kitabından yararlanılmıştır.

 

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.