Plotinos ‘un Hayatı ve Felsefesi

Plotinos, Neoplatonizmin kurucusu olan filozoftur. Plotinos hakkında günümüze ulaşan bilgilerin bir çoğu kendisi de filozof olan Porphyry (Porfirios) ‘nin Plotinos’un baş eseri Enneadlar ‘a yazdığı özsözden gelmektedir. Plotinos’un mistik felsefesi Yahudi, Hristiyan ve Müslüman filozoflara yüzyıllar boyunca esin kaynağı olmaya devam etmiştir. Şimdi bu içeriğimizde Plotinos Felsefesi ve Hayatı ‘na ayrıntılı olarak yer vereceğiz.

 

 

Plotinos Kimdir?

“Plotinos bir bedene sahip olmaktan utanırdı.”

Porphyry (Porfirios) çok sevdiği hocasını böyle tanıtır insanlara.

Plotinos hakkında çok az şey bilmekteyiz. Bildiklerimizin neredeyse tamamını da yukarıda adı geçen öğrencisi Porfirios ’a borçluyuz.

Plotinos, Mısır’da Lykopolis’te doğmuştur. Yirmili yaşlarının sonlarına doğru felsefeye merak salmış ve o sıralarda İskenderiye’de felsefe üzerine ders vermekte olan pek çok düşünürü ve hatibi dinledikten sonra Ammonius Sakkas ’ın öğrencisi olmuş ve hocası ölene kadar tam 11 yıl kendisinden dersler almıştır.

Kırk yaşına geldiğinde Roma’ya yerleşmiş ve tüm Roma’da adı bilinir, sözü dinlenir bir felsefeci olmuştur.

 

Plotinos 'un Hayatı ve Felsefesi

Plotinos ‘un Hayatı ve Felsefesi | Plotinos Kimdir?

 

Ona Roma’nın getirdiği bu ün, imparator Gallienus’a kadar ulaşmış ve Plotinos, İmparator Gallienus’a Platon’un Devlet eserinde anlattığı modelde bir örnek şehir kurulması fikrini sunacak kadar yakınlaşmasını sağlamıştır. Bu sadece bir tasarı olarak kalmış gerçekleşmemiştir.

Roma’da 24 yıl boyunca çeşitli dersler vermeyi sürdürmüştür, hastalandıktan sonra Campania’ya gittiği ve burada hayatını kaybettiği sanılmaktadır.

 

 

Plotinos ve Ammonius Sakkas

“Sözlerimizde yeni bir şey yoktur; bugüne ait değiller uzun zaman önce söylendiler ama öylece bırakıldılar. Şimdiki sözlerimiz önceki sözlerimizin bir yorumundan ibarettir; Platon’un yazıları bu düşüncelerin eski olduğuna dair bizi temin etmektedir.” (V. 1.8.10)

Plotinos yukarıdaki sözünden de tahmin edilebileceği gibi Antik Yunan’ın büyük filozofu Platon’un bir yorumcusudur.

Ama sadece Platon yorumcusu demek ise Plotinos’a haksızlık etmek demektir.

Plotinos‘a göre felsefe aynı zamanda ruhun kurtuluşuna yönelik bir etkinliktir. Bu yüzden Platon ve Aristoteles’i ayrı düştükleri noktalarda uzlaştırma yoluna gitmiştir. Bu uzlaştırmayı yaparken hocası Ammonius Sakkas’ın yorumlarını da kullandığı bilinmektedir.

Plotinos’a göre felsefenin amacı insanları erdemli bir yaşama davet etmektir.

Plotinos’un hocası Ammonius hiçbir zaman kendi düşüncelerinin yazılı kayıt altına alınmasına izin vermemiştir. Bu yüzden net düşünceleri konusunda kesin bilgilere ulaşmak mümkün değildir. Fakat Plotinos düşüncesini oluştururken hocasında çokça etkilendiği malumdur.

Ayrıca Plotinos’un kendinden bir asır kadar önce yaşamış olan Numenius’tan fazlaca etkilendiği bilinmektedir.

 

 

Enneadlar (Enneades)(Dokuzluklar)

Plotinos’un 54 yazısı öğrencisi Porphyry (Porfirios) tarafından konularına göre tasnif edilerek dokuzar bölümlük, altı kitap halinde yayımlanmıştır. Bu eserler Enneades (Dokuzluklar) adıyla bilinmektedir.

I. Kitap, genel olarak yaşam, insan ve ahlakla ilgili konular ele alınmıştır.

II. Kitap’ta ise evren ve doğa olaylarının işleyişi, nesnelerin duyulara nasıl göründüğü, temel anlatım konularıdır.

III. Kitabın konuları çok çeşitlidir. Yazgı, öngörü, bengilik, zaman, aşk ile dokuz alt başlık yer alır.

IV. Kitabın ana başlığını ruh olarak belirlemek mümkündür. Ayrıca bu kitapta duyum ve belleğe ilişkin görüşler de bulunmaktadır.

V. Kitapta ilk üç dayanak, tek tek nesnelerin idealarının olup olmadığı konusu üzerine fikirler sunulmuştur. Düşünülür güzelliğin ne olduğu, Us’un , ideaların ve varolanın yapısı inceleme altına alınmıştır.

VI. Kitapta varolanın cinsleri, sayılar, iyi ya da bir gibi konularla ilgilidir.

 

 

Plotinos’un Gnostisizm ile Mücadelesi

Hristiyanlığın ilk üç asırı boyunca insan, dünyada kendini yabancı gibi görür, bedenine ve bu duyumsal dünyaya mahkum edilmiş bir köledir. Beden bir zindan ve mezardır. Bu döneme bakıldığında Platonculuğun hiristiyanlık üzerindeki bariz etkisi gözlenmektedir.

“Ruhta bulunan her şey bilinçli değildir, fakat bilince ulaşmak suretiyle ‘bize’ ulaşır. Ruhun bir eylemi bilince hiçbir şey aktarmadan gerçekleştiğinde o eylem ruhun bütününe ulaşmaz. Bunun neticesinde ‘biz’ o eyleme dair hiçbir şey bilemeyiz, zira ‘biz’ bilince bağlıyız ‘biz’ ruhun bir parçası değil bütünüyüz.” ( VI , 12.5)

O dönem Gnostisizm etkindir.

Gnostisizm: Bilgi kaynağının keşif ve ilham olduğunu savunan tasavvufi felsefi akım.

O dönemdeki felsefenin tanrısal ruhun, fani bir bedendeki varlığına açıklık getirmek için çaba sarf ettiğini ve genel olarak bu temel üzerine kurulduğunu söylemek mümkündür. Kendini bu dünyaya yabancı hisseden kaygılı sorulara bir cevap arayışıdır.

Plotinos bu düşünceyle mücadele eder.

 

 

Tinsel Dünya ve Bilincin İçe Yönelmesi

Plotinos’a göre tinsel dünyayı bulmak için bu dünyanın sona ermesini beklemek büyük bir yanılgıdır.

Tinsel dünya bu dünyada da bulunabilir. Tinsel dünya derindeki benden başka bir şey değildir.

İnsan kendi içine dalarak tinsel dünyaya ulaşabilir. Plotinos ’a göre insan tinin varlığını kendi içinde doğal olarak algılayamaz çünkü iç aynamız dünyevi ve bedensel şeylerle kararmıştır.

Ruhun en yükseklerinde var olan aşkın şeylerin bilincine varmak onları bu dünyadayken anlamlandırmak istiyorsa, bilincin içe yönelmesi ve tüm dikkatini aşkın olana çevirmesi gerekir. Bu durum yolun tamamı değildir sadece başlangıcıdır, hazırlayıcı bir evredir.

Yalnızca bilincine sahip olduğumuz şeyiz. Fakat asıl benliğimiz, içsel saflığımızın daha yüksek bir mertebesine ulaştığımızda yani bilincimizi yitirdiğimizde ortaya çıkar. Böyle anlarda daha fazla kendimiz olduğumuzu hissederiz.

Bilincine varılmış eylemlerin daha zayıf olma tehlikesi mevcuttur. Şayet bu eylemler bilinç eşliğinde olmuyorsa, eylemin daha saf, daha canlı ve daha etkin olacağını savunur.

Plotinos’a göre ruh tüm varlıklarla ‘bir’ dir. Tüm varlıklar halihazırda vardır, içkindir. Ruhta tüm varlıklara içkindir. Ruh bedene girdiği zaman artık o kişi değil bedendir. Bedene girmeden önceki ruh bedene girdiği andan itibaren varlığına son verir.

Ruhun gerçek düşüşünün sebebi; bedenin kendisi değil bedensel şeylerdir yani kaygıların, abartılı arzuların bedeni avucuna almış olmasıdır.

 

 

Bir (Hen)

Platon felsefesinin ve hatta felsefenin temel kavramlarından biri olan Bir (Hen) konusuna Plotinos’un yaklaşımı ağır Platonculuk içerir.

Plotinos’a göre; Bir (Hen), aşkın kavranması mümkün olmayan, nitelik yüklenemeyen, anlaşılamayan bir nedendir. ‘Bir’ hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. ‘Bir’ in ne olduğundan ziyade ne olmadığını söylemek  mümkündür.

Plotinos’a göre ‘Bir’ Varlığın, niteliğin ve zamanını dışında ve ötesindedir.

‘Bir’ Us (nous) yada ruh (psykhe) değildir. Şekli yoktur demekte yanlış olur çünkü o her şeklin nedenidir. Doğada, bilinen dünyada bir karşılığı yoktur. Doğanın tamamı değildir. Madde (hyle) değildir.

Her istek, her fiil ona yönelir, o hiçbir şeye yönelmez, hiçbir şeyi arzulamaz. ‘Bir‘ ‘i tarif için ne söylenirse söylensin sadece lafta kalmaya mahkumdur. Çünkü o her şeyin ötesindedir. Ayrıca bir anlaşılmaz olanların, akılla kavranması mümkün olmayan şeylerinde ötesindedir. Onu anlamak için anlaşılmaz olandan ayrı düşmek ve sezme sevgisine kendimizi teslim etmemiz gerekir.

‘Bir’ ile ilişki sadece o ve onu sezgi aracılığı ile yakalayabilenler arasında mümkündür.

Bir olanın taşması sonucu Us ortaya çıkmıştır. Us ’ta birlik ve çokluk bir arada bulunur. Bu taşma sonucu oluşan us, meydana gelir gelmez dönüp ilk nedenini yani Bir’ i seyre dalar (theoria). Bu seyir onun içindeki çokluğu çözmesiyle sonuçlanır. İçinde bulunan çokluk ise ilk idealardır. Cisim dünyasının gerçekliği bu idealarda bulunmaktadır.

Us’a yükselmiş insanın artık ruhsal ya da zihinsel faaliyetlerle herhangi bir ilişkisi kalmamıştır; kendisini yalnızca ‘bir‘ ‘i görme sevgisinin avuçlarına terk etmelidir. Bu konsantre halinde bir zaman kendisini gösterebilir böylece zaman zaman ‘bir’ ile bağlantı kurmak saadetine erişir.

Anlaşılamayan dile getirilmeyeni anlamak ancak anlaşılmayan ve dile getirilemeyenle mümkün olur. Mutluluğun asıl var olduğu durum ise bu durumdur.

 

Kaynaklar:

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.