Caravaggio ve Bacchino Malato

Caravaggio, serseri ruhlu, kalıplara sığmayan, çılgın bir kişilik fakat onun şu anda burada yer almasının asıl sebebi, ışık ve gölgeyi kusursuz kullanması ve resimlerindeki düzenlemeyi dramatik bir açıdan ele alışıyla barok sanatının öncülerinden biri olmasından dolayıdır.

 

Michelangelo Merisi da Caravaggio

Michelangelo Merisi da Caravaggio

 

 

Caravaggio ve Bacchino Malato Eserinin İlginç Özellikleri

 

Aydan Gelmiş Bir Genç

 

Caravaggio – Bacchino Malato (Young Sick Bacchus)

 

Caravaggio ’nun Bacchino Malato adı verilmiş tablosuna baktığımızda, önce meyveler yani masadaki iki şeftali ve üzümün dikkat çekmesi gayet olasıdır.

Bu meyveler her ne kadar kıskanılacak mükemmellikte resmedilmiş olsa da, bu eser sıradan bir natürmort değildir. Öznesi olarak seçebileceğimiz herhangi bir baskın unsur bulunmadığından bütünüyle bir portre de denemez. Ama illa bir tür içine sokmak lazım gelirse portre demek en yüksek ihtimaldir.

Bir aziz resmi ya da içinde büyük gizemler barındıran bir alegori de değildir. Çünkü Caravaggio ’nun bunlar için gereken standartların ‘hepsine’ uyduğu söylenemez. Zaten kendi devrine ait olan hangi kalıba sığmış ki bu kalıba sığsın üstat Caravaggio.

Bu resim ile ilgili emin olduğumuz tek bir şey varsa resimdeki gencin Baküs olduğudur. Fakat tabi ki böyle sığ bir yüzeyde kalmaz daha dikkatle bakıldığında anlamı çok daha karmaşık hale gelir.

Bu genç elinde bir üzüm salkımı tutar ve başında sarmaşıktan bir taç vardır.

Bu ögeler, sanatçının, Cesare Ripa’nın yazdığı ve 16. yüzyılın sonunda (1593) yazılmış olan ve alegorilerin betimlenmesini bir sisteme bağlayan Iconologia (İkonoloji) uygulandığını gösteren unsurlardır.

 

 

Semboller ve Bakış Açısı

Üzüm, aşk tutkusu, ihtiras ve şehvet düşkünlüğünün sembolüdür. Çünkü şarap “içini kıpır kıpır eder insanın, şehvete sürükler.”

Sarmaşık, en ateşli aşıkların vücutları gibidir ve yetişmesi gelişmesi için tutunacak bir yerlere yüce ağaçlara ihtiyacı vardır.

 

İlginizi Çekebilir: Sanat Tarihinde Semboller ve Alegoriler

 

Bu resme böyle Caravaggio ’nun hayatının geneline bakarak, şehvetli hazza yakın bir yorum yapmak mümkündür.

Fakat bu resmi kilise gözüyle görmek istersek onu da yapabiliriz. Sanırım Caravaggio’nun büyüklüğü de buradan gelmektedir.

Üzüm, ‘Son Akşam Yemeği’nde’ İsa’nın havarilerine ikram ettiği şarabı çağrıştırır. Öte yandan, sarmaşık, İsa’nın çarmıhını ve acısını ifade eder çünkü acı dolu işkenceler olmaksızın kökünden söküp almak güçtür.

Caravaggio, yeteneğini, hem bir pagan tanrı gibi hem de İsa Mesih’in en yürek acıtan portresi gibi yorumlanabilen bir eser yaparak göstermiştir.

Çevresi bitkilerle sarılmış olan Baküs, bulunduğu ortam etrafındaki öğeler itibarıyla çarpıcı mizaca sahip, kendini genelde duyguların zevkine bırakmış, şenliklere, eğlencelere düşkün biri gibi yansır.

Baküs’ün yüzüne baktığınızda ise durum bu sefa düşkünü olduğunu betimleyen öğelerin tam zıttıdır.

Yüzündeki ifade, ortamın geri kalanına hiç uygun olmayan şekilde, baştan çıkarıcı olmaktan çok hüzünlü bir atmosferdir. Omzuna yasladığı başı ve dirsekten bükülü yukarı doğru duran kolu, Sistina‘da bulunan Michelangelo’nun çıplak figürlerini hatırlattığı aşikardır.

Kimileri bu resimde eski İtalyan sanatçıların bir kâhin kadının çiziminin yansımasını ya da Michelangelo’nun bir heykelinin pozunu görmüştür.

Gerçek olan, Caravaggio’nun nevi-i şahsına münhasır tanrısının resme sadece belli bir derinlik vermeye yarayan eğri bir taş plaka arkasında, alışılmışın dışında ve rahatsız bir pozda durduğudur.

Peki bu figür için neden böyle garip bir pozisyon verilmiştir?

 

 

Aslında Ressamın Kendisi

Bu garip pozisyonu haklı gösteren etkileyici bir açıklama vardır: Baküs, aslında, kendini aynadan resmeden ressamın ta kendisidir.

Kanıt olarak:

Baglione*’nin açık ve net bir ifadesinde görülebilir.

Baglione’ye göre, Merisi o yıllarda, aynaya bakarak birkaç küçük tablo yaptı. Ve ilki birkaç değişik üzüm salkımı ile birlikte bir Baküs idi.

 

Giovanni Baglione (1566 – 30 Aralık 1643)

 

Doğruyu söylemek gerekirse, gencin hatları, dönemin tanıklarının Caravaggio hakkındaki betimlemeleri ile uyuşması mümkün.

Bir sanatçının omuz üstünden, başı kendisine bakan kişiye dönük olarak kendini çizmesi ilk kez karşılaşılan bir durum değil; bu noktada açıklama yeterli görünüyor ama yine de tutarsız bir şeyler var.

Sanatçılar, neredeyse hiçbir zaman, Baküs’ün giysileri içinde kendi resimlerini yapmazlar, en fazla Apollon‘nun giysileri içinde olurlar. Bu melankolik otoportre şüphesiz henüz çözülememiş bir sır barındırıyor.

Baküs olarak betimlenmiş genç çocuk, üzüm salkımından bir üzüm tanesi koparıp ağzına atmaya hazırlanmaktadır. Ancak, bu hareketi yapmak, onun için bir anlam ifade etmiyor gibidir. Yüzünde, gerçekten tuhaf, acıyla burulma ve endişe arası yarım bir gülümseme görülür.

O baygın ve ben neden buradayım bakışının neden o yüzde asılı durduğunu anlamak çözümü zor bir bilmecedir.

Tenin rengi sıra dışıdır; elleri arasındaki beyaz üzümün yansımasını taklit eden sarı-yeşil renktedir ve onu neredeyse ‘uzaylı’ bir karaktere dönüştürür. Mavimtırak dudakların müsebbibi, beline dolanan kuşaktır.

Hatta Caravaggio ’nun bilinen hastalığı ve nekahet döneminde vücudunun verebileceği belirtiler konusunda uzman doktorlar tarafından değerlendirmeye alınmış ve resimde ki suretin Caravaggio ’nun hasta sureti olabileceğini onaylanmıştır.

Hasta, fazlaca içki içmiş ve sarılık olmuştur ya da bir enfeksiyon sebebiyle solunum sıkıntısı çekmektedir.

Sanatçının, Baküs’ü tasarladığı yıllarda, bacağına aldığı ağır bir yara nedeniyle hastanede kalmış olduğunu biliyoruz. Tabloyu büyük olasılıkla, hemen iyileşmeden önce Cavalier d’Arpino‘nun atölyesinde yapmış olması yüksek ihtimaldir.

Caravaggio’nun genel karakteri göz önüne alınırsa yaptığı resmi atölyede ya da doğrudan hastane koğuşunda unutmuş olması mümkün.

Kendi hasta halini çizdiğine dair olan varsayımı destekleyen son bir detay daha vardır.

Yaralı olan bacağı masanın altında uzanmış gibi dururken, yerdeki bacağı bükülü durur. Sanatçı, o dönemde yatağa mahkum ve her iki bacağını aynı rahatlıkla hareket ettiremezken alabileceği tek pozisyonun birebir aslına sadık kalarak resme aktarmıştır.

Benzerleri olmayan bir kompozisyondur.

 

 

Karakter Galerisi

Caravaggio, duyduğu fiziksel acının yüzüne yansıttığı buruk ifadeyi yakalar ve eşsiz bir yetenek sergileyerek “doğallıkla” resme aktarır. Onun, birden çok yorum katmanında hareket eden Baküs’ü, aynı zamanda hem gerçeğin bir portresi hem çelişkili anlam taşıyan bir alegori hem de görülmemiş bir figürdür.

İlk bakışta kurallara uygun, net ve tahmin edilebilir unsurlarla oluşturulmuş gibi durur. Ne var ki, daha dikkatli bakan bir çift göz, hiçbir kitabın açıklayamadığı yanıltıcı detaylarını, beklenmedik özelliklerini keşfedebilir.

Bu figür, Caravaggio’nun ana karakterler galerisine adını altın harflerle yazdırmıştır.

Çok anlamlılık konusunda başı çeken karakterler serisinin sadece ilkidir. Gerçekten alınıp aktarılmıştır.

Aynı zamanda Caravaggio çalışmalarında sık sık geri döneceği bir konu olan bir aynadan yansıyan görüntünün kopyasıdır.

 

*Giovanni Baglione (1566 – 30 Aralık 1643) bir İtalyan erken barok ressam ve sanat tarihçisidir. Roma kiliselerinde ve galerilerinde ve başka yerlerde birçok eseri olmasına rağmen, biraz daha genç sanatçı Caravaggio ‘ya ve yaşamı boyunca Roma’da çalışan diğer sanatçıların biyografilerinden oluşan önemli koleksiyonuyla en iyi hatırlanır.

 

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.