Pieter Bruegel ‘in Hayatı ve Eserleri

Pieter Bruegel, çağdaşlarından çok farklı olarak fani varlıkların neşesini, acısını eserlerine yansıtmıştır. Çağdaşı olan herkes varlıkların en ideal hallerini çizerken o uçan yumurta, kendi kendine yürüyen pasta yapmıştır.

Nerede ve ne zaman doğduğu tam olarak bilinmemektedir. Hayatına dair bu bilgi; yani doğduğu yer ve zaman konusu, Pieter Bruegel ‘in sanat tarihine armağan ettiği eserlerin değeri ve güzelliğini fark ettiğinizde, sizin için çok önemsiz bir detay olacaktır.

 

 

Pieter Bruegel 'in Hayatı ve Eserleri

Pieter Bruegel Kimdir? | Pieter Bruegel ‘in Hayatı ve Eserleri

 

 

Pieter Bruegel Kimdir?

 

Komik mi? Trajik mi?

Resimlerine ilk baktığınızda biraz basit ve hatta komik bile görünebilir. Resimlere bakmayı sürdürüp dikkatinizi topladığınız zaman ise; derinlerde bir yerde yatan, tüylerinizi ürpertecek bir dram sizi karşılar. Bu dramı hisseder hissetmez yüzünüzdeki müstehzi gülümseme aniden kayboluverir.

Resimlerinde güzel prensesler ve muhteşem vücutlar yerini, ablak yüzlü, çarpık bacaklı köylülere, dilencilere, körlere ve engellilere bırakmıştır.

 

Pieter Bruegel

Pieter Bruegel – Karda Avcılar (Ocak)

 

Rivayetler Üzerinden Bir Hayat Hikayesi

Pieter Bruegel ‘in hayatı hakkında söylenenlerin neredeyse tamamı tahmine dayanmaktadır. Bu yüzden sanat tarihçileri onun hayatını bir kenara bırakarak, doğrudan eserlerine ilgi göstermeyi seçmiştir.

Tüm eserlerini sadece yedi yıl içerisinde yapmış olması son derece ilginç bir detaydır. Bu kısa süre içerisinde yaptığı eserlerde en başarılı olduğu konu hiç şüphesiz insancıl duyguların çok iyi bir muhasebesini eserlerine yansıtmasıdır.

Onu tam ismi olan Pieter Bruegel olarak anmak zor geliyorsa ona sadece Bruegel de diyebiliriz. Eminim kendisi de buna bozulmazdı.

Bruegel ‘in 1525 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri kesin olarak bilinmemekle beraber Brabant Eyaleti ‘nin kuzeyinde bulunan Hertogenbch civarındaki Bruegel köyünde doğmuş olması en büyük ihtimaldir.

Pieter Bruegel’in hayatı ile ilgili en önemli ve belki de tek vesika 1551 yılında Anvers Şehri Ressamlar Birliğine kabulünü gösteren belgedir. Bu belgelerin altında bizzat kendi imzası mevcuttur.

İtalya’ya 1551-1555 yılları arasında bir seyahat gerçekleştirmiştir. Dönüş yolunda kısa bir süre Lyon şehrinde kaldığı rivayetler arasındadır.

Sanatının ilk yıllarında manzara gravürleri yapan Bruegel, 1562 yılına kadar sadece gravür formunda eserler vermiştir. Bu tarihten sonra ilginç bir şekilde aniden yağlı boya çalışmalarına yönelmiştir.

 

Pieter Bruegel – Ice Skating Before The Gate Of Saint George (Gravür)

 

1563 yılında bir evlilik yaptı ve bu evlilik muhtemelen ustasının kızıyla gerçekleşti.

1564 yılında Bruegel karısını da alarak Brüksel’e yerleşti. Şehir meclisi ona bir resim sipariş etti ama Bruegel bu resme tek bir fırça darbesi atmamışken 1569 yılında hayatını kaybetti.

İşte Bruegel’in hayatı hakkında bildiklerimizin hepsi bu.

 

Gülmeden Duramazsın

Pieter Bruegel kendi devrinde, her sanatçının başına gelen makus talihi yaşamıştır.

Kimileri tarafından hayretle izlenip beğenilmiş, kimileri tarafından ise alay edilmiş deyim yerindeyse hor görülmüştür.

Hollandalı eleştirmen Karel von Mander şöyle der: “Aralarında, insan sadece bir kaçına gülmeden veya en azından gülümsemeden bakabilir.”

Bu gibi onu alaya alanların, hor görenlerin yanında ona hak ettiği değeri veren kişilerde vardır. O dönem içi çok sıra dışı bir tarzı olan Bruegel ‘in eserlerini satın alanlarda olmuştur.

 

Brugel - Hasat Zamanı ( Ağustos)

Pieter Bruegel – Hasat Zamanı ( Ağustos)

 

Bruegel ‘in ölümünden sonra 16. ve 17. yüzyıllarda ilginin odağı olmuştur fakat her ne hikmetse 18. yüzyılda adeta unutulmuştur. 19. yüzyılda ise bir büyük isim Baudelaire ondan övgüyle bahseder.

1800’lü yılların sonunda hak ettiği değer tekrar kavuşmuştur.

Pieter Bruegel ‘in hayatı ile ilgili resmi belge çok az olduğu için, hayatı ile ilgili çok fazla söylenti mevcuttur. Bunlardan biri verdiği eserlerde sürekli köylere ve köylülere yer verdiği için, bir köylü olduğu iddiasıdır.

İtalya’ya yaptığı kısa ziyaretin ardından onun Rönesans‘ın bir temsilci olduğu iddia edilmiştir. Hatta söylentiler arasında onun Platoncu felsefenin bir temsilcisi olduğu söylenir.

Asıl gerçek ise zannımca onun bu kadar kıymetli olmasını sağlayan şeydir. Bruegel’in İtalya’ya yolculuk sebebi Rönesans resmini yakından incelemesi ve bu akıma karşı bir cephe açmak istemesiydi.

Bruegel’i çağdaşları olan Flaman Okulu‘nun diğer temsilcileri olarak anabileceğimiz Bosch ve Jan van Eyck ‘tan ayıran şey Bruegel’in hiçbir zaman kilise için çalışmamış olmasıdır. Ayrıca teknik yönden her ikisinden de farklıdır. Bruegel için en çekici konu günlük hayattı. Bütün doğallığıyla günlük hayat.

Bruegel’in resimleriyle ilgili en büyük sır perspektifi çok iyi bilmesine rağmen eserlerinde çizdiği figürleri neden tek bir çizgi üzerine yerleştirdiğidir.

Yani neden perspektif kurallarını uygulamaz?

İhtimallerden biri Rönesans resminin koyduğu bütün kurallara karşı gelmek istemesidir. Eserlerinde yaşadığı dönemin hayatını betimlediği halde, resimleri teknik açıdan Ortaçağ resimlerine yakındır.

 

Tarihteki İlk Sosyalist Pieter Bruegel mi?

Bruegel’in kısa hayatının en önemli olaylarından birisi de yaşadığı eyalet olan Flandre ‘nin İspanyollar tarafından işgalidir. Sanatçı işgal altında kalmış olan memleket insanlarını çok iyi gözlemlemiş ve eserlerine aktarmıştır.

Resimlerinde genel olarak mizah hakimdir.

Onun eserleri Rönesans sanatı gibi ideal güzelliğin ihtişamını barındırmaz. Kusurlu gibi görünen tüm figürleri derinlemesine incelediğiniz zaman, her bir figür de ayrı ayrı neşe, hüzün ve sefaleti görmeniz mümkündür. Sanatçı bu figürleri çizerken onlara estetik bir yapı vermekten özellikle imtina etmiştir.

O sadece duygular arasında bağ kurar ve geri kalan her şeyi seyirciye bırakır. Onun eserlerinde olay tek bir kişi etrafında dönmez. Eserlerinde bir başrol yoktur. Figüranlarla dolu filmleriyle bir çok ödül kazanmış bir sinema yönetmeni gibidir.

Pieter Bruegel işe manzara ressamı olarak başlamıştır.

Resimlerine figürleri dahil etmeye başlaması, İtalya seyahatinden sonraya tekabül etmektedir. Bruegel bu figürleri çizebilmek için eserlerine katmayı düşündüğü halk arasında günlerce vakit geçirmiştir. Onların duygularını bu kadar yalın ve etkili aktarması belki de bu yüzdendir.

Bruegel resimleriyle bize masallar anlatmaktadır adeta.

Ölümünden dört yıl önce sipariş aldığı bilinen ‘Aylar’ serisinden çok azı günümüze ulaşmıştır.

  • Ocak ( Karda Avcılar)
  • Şubat ( Kasvetli Gün)
  • Temmuz ( Saman Hasadı)
  • Ağustos ( Hasat Zamanı)

Ağustos resminde tam da mevsimi yansıtan harika bir sarı renk ve ön planda sere serpe yatmış köylüler öne çıkar.

1566 yılında yapıldığı düşünülen ‘Bethlehem’de Nüfus Sayımı’ bir kış manzarasıdır. Çok soğuk olduğu aşikar olan karlı bir günde, yoksulluktan kırılan halk, biz de varız, varlığımızı devam ettirme çabasındayız diyerek kendilerinin varlıklarını ispat için adeta, nüfus memuruna doğru ilerler.

Kalabalık aslında herkes için sürpriz olacak birini barındırır ama tek bir kişi bile dönüp ona bakmaz. hiç alakalı olmamasına rağmen Bruegel küçük bir sürpriz olarak resme Hz. Meryem ‘i de dahil etmiştir.

 

Brugel -Nüfus Sayımı

Pieter Bruegel – Bethlehem’de Nüfus Sayımı

 

Ayaklı Yumurta, Uçan Nar, Yürüyen Pasta mı?

1567 yılına tarihlenmiş olan ‘Tembellik ve Keyif Ülkesi’ eserinde ise eski bir halk hikayesi resmedilmiştir. Her şeyin keyif verici olarak tasarlandığı bir ortamda buluruz figürleri.

Bir asker, bir köylü, bir katip sere serpe uzanmıştır. Kitap, gözlük, orak ve mızrak gibi semboller bize yatanlar hakkında ipucu verir. Eserde uçan nar, kızarmış tavuk, ayaklı yumurtalar ve nihayet yürüyen pastalar vardır.

 

İlginizi Çekebilir: Sanat Tarihinde Semboller ve Alegoriler

 

Brugel - Tembellik ve Keyif Ülkesi

Pieter Bruegel – Tembellik ve Keyif Ülkesi

 

Bu eserde ki çılgınlık bize daha yakın dönem ressamlarından kimi hatırlatıyor? Bir düşünün bakalım.

Bana çok fena halde Salvador Dali ‘yi hatırlatıyor.

Ölümünden bir yıl önce tamamladığı ‘Körün Kıssası’ bir insanlık dramının en iyi aktarıldığı örneklerden biridir.

İncilden alınmış bir konusu vardır. Bir körler topluluğunun perişan bir halde ölüme doğru gitmeleri anlatılır. Bu insanlar karşısında insanların tam manasıyla tüyleri ürperir. Sanatçının ise arka planda bir kiliseye yer vermesi oldukça manidardır. O zavallılar mezara gider ama din ve hayat kaldığı yerden devam eder.

 

Brugel - Körün Kıssası

Pieter Bruegel – Körün Kıssası

 

Bruegel gerçekten tarihteki ilk sosyalist olabilir.

Dünya var oldukça insanlar Bruegel’in eserlerini hayranlıkla izleyeceklerdir.

 

Yorum Yapmak İster Misiniz?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.